Adam: Bir milyon dolar versem, benimle yatar mısın?
Kadın: Bir milyon mu? Eh, yatarım herhalde.
Adam: Peki iki dolara?
Kadın: Git başımdan! Ne sandın sen beni?
Adam: Canım biz senin ne olduğunu anladık. İş fiyatta anlaşmaya kaldı.
Çağdaş ve etkileyici yazarlardan Peter Singer'ın kurgusal denemeleri gerçekten ilgi çekicidir. Bu denemelerde Singer, sonuçlarının feci olduğu konusunda hepimizin aynı düşüncede olacağı kararlarla görünürde daha iyi olan kararların aslında etik olduğunu analoji yoluyla göstermeye çalışır. Bunlardan birinde organ mafyasına çocuk satarak televizyon alacak parayı kazanabilecek bir adamı gündeme taşır. İlgili durum ve kararın kötülüğü konusunda herkes hemfikirdir. Ama Singer bu durumdan hareketle şunu öne sürer: Elindeki parayı evsiz çocuklara yardım eden hayır kurumlarına vermek yerine yeni bir televizyon almak için kullanan herkes özünde bu adamla aynı şeyi yapmaktadır. İnsanı çileden çıkartan bir sonuç, değil mi?
G.K Chesterton, şunu yazmıştı: '' 'İyi' sözcüğünün birçok anlamı vardır. Mesela adamın teki annesini beş yüz metreden tüfekle vurursa, o adama iyi nişancı denir ama bu, iyi birisi olduğu anlamına gelmez.''
İlahi Yasa, etiği gayet basitleştirir: Tanrı bir şeye yanlış diyorsa o şey tümüyle ve kesinlikle yanlıştır. O kadar. Ama sonrası sorunludur. Bir kere, Tanrı'nın gerçekten ne düşündüğünden nasıl emin olabiliriz? Köktencilerin bu soruya yanıtı hazırdır: ''Kutsal kitap öyle söylüyor.'' Peki, kutsal alıntılardaki kimseler aldıkları sinyallerin sahiden Tanrı'dan geldiğini nasıl bilebiliyorlar? İbrahim, Tanrı'nın oğlunu kurban etmesini istediğini düşünmüştü. Bizim İbrahim'e soracağımız ilk felsefi soruysa şu olurdu: ''Ne? Çıldırdın mı sen? 'Tanrı' dediğin birinin senden çılgınca bir şey yapmanı istediğini duyuyorsun ve onun kimliğini bile belirlemeye çalışmıyorsun, öyle mi?''