Deniz

Deniz
@ilkkan
Louisiana State University in Shreveport
86 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Osmanlı dış borçları Lozan Barış Antlaşması görüşmelerinde en çetin tartışma konularından biri oldu. Bu borçlar, 1928 yılında yapılan anlaşmayla mirasçı ülkeler arasında dağıtıldı ve en büyük pay (84.6 milyon TL) Türkiye Cumhuriyeti'nin omuzlarında kaldı. Genç Cumhuriyet, Osmanlı borçlarından payına düşeni, 1954 yılına kadar taksit taksit ödedi.
Sayfa 345·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Osmanlı topraklarının ancak dörtte biri büyüklüğündeki Fransa'nın tarımsal gelirleri, Memâlik-i Mahrusa'ya nispetle beş misli fazlaydı! Fransa'nın zirai alandaki başarısının sırrı ise neredeyse her bölgesinde bir ziraat mektebi olması ve ziraate yeterli yatırım yapmasında yatmaktaydı. Okul kapatan Osmanlı'da tarımsal gelişme şöyle dursun, ülkede onlarca çayır ve mera mevcut iken İstanbul'un ihtiyacı olan yağlar bile Rusya'dan ithal edildi!
Sayfa 344·Kitabı okudu
Tarım, 18. yüzyıl sonlarından itibaren Avrupa devletlerinde eğitim sayesinde hızlı bir gelişim gösteriyordu. Köy okullarında verilen genel eğitime, zirai bilgiler de dahil edilerek çocuklar ziraate teşvik edilmekteydi. Soru cevap şeklinde hazırlanmış resimli kitaplar sayesinde teorik olarak ağaç ve tohum ekimi, hayvan yetiştirilmesi gibi konular erkek çocuklara; ipek böceği yetiştirmek gibi konular da kız çocuklara öğretilmekteydi. Ayrıca tatil vakitlerinde hocaları eşliğinde mekteplere tahsis edilmiş arazilerde çocukların oyun içerisinde pratik yapmalarına gayret sarf edilmekteydi. Bu sayede ziraat erbabı olarak yetişmeleri sağlanmış oldu. Osmanlı ise okul kapatıyordu!
Sayfa 344·Kitabı okudu
Osmanlı iktisadi sistemi, çıkar eksenli bireyci model değil, toplumsal yaşamı önemseyen hayat tarzıydı! İşte Tanzimat bunu yıktı! Her ne kadar -1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması gibi- çarpık işleyen kapitalizm, Osmanlı pazarına darbe vurup, pazarı allak bullak etse de; Cumhuriyet, ''narh sistemini'' 1580 saylı yasayla devam ettirdi. Piyasanın denetimini belediyelere bıraktı. Pazardaki ürünlerin ''fiyat tarifelerini tanzim ve tasdik etmek'' artık belediyelerin göreviydi. Ruhsat vermek ve denetlemek de belediyelerin sorumluluğundaydı. Yani... Merkezi iktidar yetkisini yerel yönetimlere bıraktı. Yıllar sonra... Osmanlı'dan Cumhuriyet'e miras bu ''pazarı kontrol etme'' sistemi, neoliberalizmin/ vahşi kapitalizmin Türkiye temsilcisi Turgut Özal tarafından yıkıldı.
Sayfa 341·Kitabı okudu
Padişahlar için piyasanın kontrolü mühim devlet işlerindendi. Bu sebeple sorumluluğu sadrazama bırakırlardı. Kimi zaman sadrazam pazara giderek fiyatları denetlerdi. Uymayanları çarşı-pazar içinde bizzat kendi eliyle cezalandırır; ya falakaya yatırır ya da kulağından çiviyle dükkana asardı! Hele üç kritik üründe; ekmek, et ve pirinçte yapılan usulsüzlüğün cezası ağırdı; idama kadar gidiyordu. Çünkü amaç daha çok kâr elde etmek değil, helal kazanç elde etmekti.
Sayfa 341·Kitabı okudu