Ruhum her şeyiyle tazelenmiş... Taşıyor...Hâlâ, hâlâ sevmek istiyorum, sevmek, sevilmek, mustarip olmak, ağlamak, ölmek ve öldürmek istiyorum...Bu hayat ve bahar kokusuna, bu hatıralara tahammül edemiyorum...Ağlamak, feryat etmek, çıldırmak istiyorum...Ve onun için...Sade onun için...Son günlerde biraz unuttum zannetmiştim...Yalan, yüz bin kere yalan... Unutamıyorum ve mesudum! Hatta unutmak istemiyorum, onun için sızlamak, aşk için inlemek, feryat etmek bile bir saadet...
Kadın gerçeği söylemeye başlarsa, aynadaki adam küçülür;hayata uygunluğu azalır. Kahvaltıda, akşam yemeğinde kendini olduğundan en az iki misli büyük görmezse, hüküm vermeyi, yerlileri uygarlaştırmayı, kanun yapmayı, kitap yazmayı, şölenlerde şık kıyafetler içinde nutuk çekmeyi nasıl sürdürebilir?