hiçbir yeri, bir gün geri dönmek için terk etmedim. ama o, ev fikriyle kendini rahatlatırdı. yolculuğu, gecesi ne kadar kötü geçerse geçsin dönebileceği ve hiçbir şey olmamış gibi kendisini bekleyen bir evin olması, hayatındaki bütün tehlikeli işleri yapabilmesini sağlıyordu…
tabii ki dünyanın bir anlamı olması gerekmiyor. belki de onu anlamlandıran üzerinde yaşayan akıl sahibi yaratıklardır. ama onların da bizi getirdiği nokta ortada!
“insanlar…” dedim fısıldayarak. “taşırlar insanları. kundaktayken, tabuttayken. hep taşıyacak birileri olur. bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı…”