Mesela gerçek fikrimi sorarsanız bence 1940'larda, 50'lerde Türkiye çok daha gariban, çok daha yoksul, ama çok daha özgür bir ülkeydi. Neden?
Çünkü yurtdışına bağımlılığı bu kadar çok yoktu.
... Ekmeklerini bile karneyle alırlarmış, ama ülkenin rest çekecek gücü varmış dünyaya. 1974'te de yine aynı gücü varmış. Ecevit nasıl çekebilmiş o resti? Şu yüzden; Türkiye o zaman daha kapalı bir ekonomiydi; lüksümüz yoktu, daha fakirdik ve daha mütevazi yaşıyorduk, ama daha güçlüydük, çünkü özgürdük.
1950 yılında ilk kez başladı bu dışa bağımlılık, Marshall yardımlarıyla başladı; o yardımlarla bize dediler ki: "Süt üretmeyeceksin, sana süt tozu vereceğiz... bilmem ne vereceğiz..."
Traktör aldırdılar, yol yaptırdılar, bizi konfora alıştırmaya başladılar. O konfor sayesinde de bizi o konfora gidecek şeyleri almak zorunda bıraktılar.
Anlayacağınız 1950'lerde başladı, 1974'ten, 80'den sonra daha da hızlandı. Biz ekonomik açıdan özgürlüğümüzü ne zaman kaybettik diye sorarsanız cevabım bu olur. 1950'ler derim. İkinci kez kaybedişimiz ise 1980'dir.
Bütün sistem sizin konfor alanınızı arttırmak ve sizi o konfor alanına muhtaç kılmak üzerine kurulu.