İlknur Koyuncu

İlknur Koyuncu
@ilknurkyncuu
"Sen, ben, biz bir tek gözüz," diye sakalını çekiştirdi Ferhat Hoca, "oysa ki kalabalıklar bin, on bin, yüz bin, yüz milyon göz. Onlar İnce Mehmetlere yüz milyon insanın, bin yıllık gözleriyle bakıyorlar."
Sayfa 144 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bizim için İstiklâl Savaşı şimdi artık bir hatıradır, bir dumanlı anıdır. Gerilere baktığımız zaman dağların, bozkırların üstünde, o'nun, kızıllıklar içinde ufka yansıyan hayalini görürüz. Ama Gazi, bu mücadelesinde yalnız değildi. Binlerce, yüz binlerce adsız vardı. Bu adsızlar ya savaşkan birer erdiler ya muharebelerin mihnetlerine alın terleri ve gözyaşları ile katılmış yarı aç, yarı tok, lime lime kıyafetli analar, gelinler, kızlar, çocuklar ve ihtiyarlardılar. Şimdi bunlar o'nun etrafında, o'nun kızıllıklar ortasında hâlâ dağlara, bozkırlara gölgesi vuran silûetinin çevresinde sanki kendilerini göstermek istemeyerek yer alırlar. Hep birbirlerine sokularak, hep birbirlerini kendilerine siper ederek, önlerinde hayal meyal kağnıları, böğürleri birbirlerine geçmiş öküzleri, inekleri ve ellerinde övendireler ile uçsuz, bucaksız bir kadınlar, çocuklar ve ihtiyarlar ordusu... İşte asıl Kuva-yı Milliye buydu!...
Sayfa 466 - Remzi Kitapevi·Kitabı okudu
Tarih
Nice yıllar sonra İnönü’ye, şu soruyu yöneltmişimdir: — Eğer Sakarya muharebesini kaybetseydik, ordu dağılır ve Millî Mücadele başarısızlıkla sona erer miydi? İnönü’nün cevabı şöyle oldu: — Kumandan muharebeyi, harp meydanında değil, kafasında kaybederse, bu yenilgi, tam yenilgi olur. Savaş, kumandanın kafasında kaybolmadıkça, yenilgi tamamlanmış ve savaş sona ermiş değildir. Millî Mücadele’de biz savaşı, hiçbir zaman kafamızda kaybetmiş duruma düşmedik... İnönü’nün bu sözleri, ancak harp meydanlarında pişmiş, gerçek bir askerin, gerçek bir kumandanın sözleriydi...
Sayfa 453 - Remzi Kitapevi·Kitabı okudu
Tarih
Çünkü masallara göre, Talih Dev'i tek gözlü bir devmiş. Bu tek gözü de tepesindeymiş. Çevresini göremezmiş. Ama çevresini dolduran veya eteklerine yapışan, ondan talih bekleyen insanları şöylece gelişigüzel yoklayarak içlerinden birini seçer, gökyüzüne kaldırırmış. Ama sonra, yükselttiği talihliye tepesindeki tek gözüyle bakıp da eğer beğenmezse, onu o yükselttiği yücelikten birden fırlatır, atarmış...
Sayfa 309 - Remzi Kitapevi·Kitabı okudu
Alıntı
Fakat ayağını batağa basmak ve batağı yoklamak eğer bir insanın batağa teslim oluşu demek değil de, batağı tanımak ve ona batmamak için ise, ne kadar mihnetli olursa olsun, tecrübeler, ancak bir çıkış yolu aramak kararına ulaştırır.
Sayfa 347 - Remzi Kitapevi·Kitabı okudu
Tarih