Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından.
Bir zamanlar kendimi bulunmaz hint kumaşı sanmıştım.
Kaç metredir benim yokluğum ?
Benden daha çok var sanmıştım.
Benim yokluğumdan dünyaya bir elbise çıkar sanmıştım.
Dünyanın çıplaklığına bakmaya utanmadan...
Sonunda ben de alıştım.
Ah... dedim sonra
Ah!