Gitme.
Güneşin tam kızıllığında çiselenmiş yaprak kırıntılarını
Suspus olmuş toprağın doğum halini, börtü böceklerini
Sabah çayını yudumlarken uyanmış gözlerin yol çeken umutlarını
Coğrafyanın annelerini anlatacağım sana gitme.
Sözcüklerime kelepçe vurmuş dilini, kekeleşmis kekeç halini
Kaç milyon yıl olmuş kabuk tutmayan yaramın kanayan yarasını
Göz yaşlarını, esaretini ve dağlarda yankılaşmış direnişin
Yılmaz bekçilerini anlatacağım sana gitme…
Serhat’ta Murat’ın küheylan akışını, Fırat’ta asiliğini haykıracağım
Kurşuna siper olmuş yüreklerin gülüşlerini,
Yürüdükleri patika yollarda düşlerini,
Saçlarından tel örgüler örülmüş coğrafyanın kızlarını anlatacağım sana
Toprağa düşen gülüşleri, yeşille buluşan maviyi
Paslanmış kelepçeye inat zulme direnen aşiti
Hak ile hakların kardeşliğini anlatacağım sana gitme, gitme.
~Halit Bilgiç