Otobiyografik özellikler taşıyan Finzi-Contini'lerin Bahçesi, en çok sevdiğim, Giorgio Bassani kitabı oldu.1962 yılında yayımlanan roman, Viareggio Ödülü'nü kazanmış.
1971 yılında Vittorio de Sica tarafından sinemaya aktarılmış.
Davide di Donatello, Berlin Altın Ayı ve Yabancı Film Oscarı'nın sahibi olmuş.
Roman kahramanın adı hiç belirtilmese de insan ister istemez Giorgio Bassani'yi oturtuyor, başkarakterin yerine.Romanın anlatıcısı ve başkarakteri gibi Bassani de gerçek yaşamında müzik ve tenisle ilgilenmiş, Bologna Üniversitesi Edebiyat Fakültesine devam etmiş ve bitirmiş.
Ferrra'da Finzi Contini ailesinin mezarlığını tanıtarak başlar Bassani anlatısına.Sonra aile bireylerini tanıtır bize, Profesör Ermano'yu, eşi Olga Hanım'ı, çocukları Alberto ve Micol'ü.
Zengin, ayrıcalıklı bir Yahudi ailesi olan Finzi Contini ailesi, diğer Ferrara Yahudilerinden farklı bir yaşam sürer, yüksek duvarlı malikânelerinde.Çocukları özel eğitim görür, diğer çocukların arasına karışmazlar, diğer çocuklar gibi devlet okullarına gitmezler.
Tenis kulüplerinde boy gösterirler.
Anlatıcımız bir şekilde Micol'ün dikkatini çeker.Platonik bir aşka tutulur, takvimler 1929 yılını gösterirken.
İkinci bölüm, 1938 yılında başlar.Anlatıcımız üniversite öğrencisidir.Faşizm yükselişte, Mussolini'nin anti-semitist ırk yasaları çoğalmaktadır.
Finzi Continilerin yaşamları kulüplerden, evlerinin duvarları içine sürülse de vahametin farkında değil gibilerdir.Ya da farkında değil gibi davranırlar.
Anlatıcımızın babası da liderleri Mussolini'nin Hitler gibi olmadığını savunmaktadır.
Yine faşizmi ve Yahudileri bekleyen korkunç günlerin geleceğini hissettiren, bunu yaparken şiddeti odağına almayan, derin, incelikli bir Giorgio Bassani kitabıydı Finzi-Contini'lerin Bahçesi.