Vladimir Sorokin'den daha önce Tipi'yi okumuş ve sevmiştim.
Opriçnik'in Bir Günü, yakın gelecekte 2028 yılında geçiyor. Ancak çok daha eski çağlarda geçiyormuş hissi veriyor.Tipi'de de böyle hissetmiştim.Yeni Rusya'da Çarlık düzeninin başında Korkunç İvan var.Çarın menfaatlerini korumakla görevli Opriçnikler, yağmadan, şiddet olaylarından beslenen, zevk ve sefahat içinde yaşayan sözde bir güvenlik grubu.
Opriçnik Komyaga da bu grubun üyelerinden biri.
Komyaga'nın bir gününü anlatan romanın, İvan Denisoviç'in Bir Günü ile bağlantısı var mı diye düşünürken, ki onu da okuyamadım, 1984'e yakın buldum.
Rusya üzerinden anlatılan bu distopya, maalesef dünya düzeninin yakın gelecekte alacağı şekli de öngörüyor.Dünyamızı bir avuç deli yönetiyor artık.
Bir de Haneke filmlerini hatırlattı bana.Tedirgin ediciliği, şiddetin işlenişi açısından.
Funny Games'teki yumurta istemek için kapısını çaldıkları komşularına dehşeti yaşatır ya ikili.Uyguladıkları şiddetin nedeni yoktur.Neden yaptıklarına cevap veremezler.Opriçniklerde de onu hissettim.Rejimden aldıkları bir güç, meşruluk olsa da neden şiddet uyguladıklarının çok da bilincinde değiller gibiydi.İçgüdüsel, sebebsiz bir şiddetti sanki, özellikle tecavüz etmeleri.
Kitap okumanın yasak olması, ya da belli türlerde kitap okumaya izin verilmesi, kitapların yakılması, tüm totaliter rejimlerin ortak noktası.
Yazarın anlatımını yadırgamadım.İçeriğinden bağımsız, Rusça kelime oyunlarını ve Rus kültürüne ait kavramları dipnotlara rağmen yeterince algılayabildiğimi sanmıyorum.
Romandaki tecavüz sahneleri ve son sayfalardaki opriçniklerin ritüeli çok rahatsız ediciydi.
Üzerine düşündükçe beğendiğim bir roman oldu, Opriçnik'in Bir Günü.