Özlem Akbaş

Özlem Akbaş
@ilunga_ilunga
Emekli
Lisans
9 Kasım
2969 okur puanı
Aralık 2015 tarihinde katıldı
Puan vermedi·114 syf.··
2025 19. kitabı
1942 yılında yayımlanır Yabancı. Romanın açılış cümlesi, edebiyat severlerin belki de en iyi bildiği açılış cümlesidir. "Anam ölmüş bugün.Belki de dün, bilmiyorum.İhtiyarlar Yurdundan bir telgraf aldım:'Anneniz vefat etti.Yarın kaldırılacak.Saygılar.' Bundan bir şey anlaşılmıyor.Belki de dündü." Vedat Günyol çevirisi Başkarakterimiz Meursault, annesinin ölümüne tepkisiz kalır.Toplumun değer yargılarına uygun, duygu ve tepkilerden yoksundur aslında.O olayların öznesi değil gözlemcisi gibidir. Marie ile romantik bir ilişki içinde olsa da Marie'ye de kayıtsızdır. Cezayir'de çalışan Cezayirli bir Fransız memurdur Meursault. İşi yerindeki faaliyetleri, günlük yaşamdaki aktiviteleri rutindir. Bir gün nedensiz bir şekilde bir Cezayirliyi öldürür. Ya da güneşin, kumun verdiği rahatsızlık nedeniyle. Yaptığı şeyden pişmanlıktan çok rahatsızlık duyar. Meursault, annesinin yaşını bilmez, cenazesine istemeyerek gider.Toplumun kurallarını, değerlerini bilmesine bilir ama bunlara uygun davranma çabasına girişmez.Onun için doğru ya da yanlış önemli değildir.Her türlü çaba boşunadır. Meursault'un işlediği cinayet nedeniyle idamını isteyen mahkeme başkanı aslında kayıtsızlığına, duygusuzluğuna kızgındır, cinayetten çok. Meursault, toplum değerleriyle savaşmaz.Seçimlerin insanın yaşamında bir fark yaratacığına inanmaz.Seçimler üzerine düşünmez.Dahası bir anlam arayışı yoktur.Hayatı anlamlandıramaz. Edebiyat tarihinin gerçekten unutulmaz antikahramanlarından biri Meursault.Luchino Visconti tarafından 1967 yılında sinemaya aktarılmış, Yabancı.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 0137bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·256 syf.··
2025 23. kitabı
Alex Schulman, çocukluk travmalarını odağına alıyor, tıpkı Hayatta Kalanlar'da olduğu gibi bu romanında da.Harriet, Oscar ve Yana, üç farklı zamanda, birbirine bağlanan bir hikâye anlatıyor. İlerledikçe bu üç kişinin birbirleriyle bağlantısı da ortaya çıkıyor. Harriet'in, dışlanmışlığı ve yalnızlığı insanın yüreğini burkan cinsten.Yaşadığını bir şekilde yaşatması da üzücüydü. Hayatta Kalanlar'dan daha çok beğendim, Malma İstasyonu'nu.
Malma İstasyonuAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20245,3bin okunma
Puan vermedi·415 syf.··
2025 24. kitabı
Kate Kirkpatrick, Simone de Beauvoir'ın biyografisini yazarken, yeni yayımlanmış günlükleri kullanmış, yaşamının sonuna doğru verdiği röportajları araştırmış. Sartre'ın gölgesinde kalan Simone de Beauvoir'ı küçümseyip, cinsiyetçi eleştiriler sunanların tezlerini de boşa çıkarıyor Beauvoir Olmak Bir Yaşam kitabında, Kate Kirkpatrick. Yine Mandarinler okuması sırasında okuduğum bu biyografiden çok yararlandım. Kate Kirkpatrick'in kullandığı samimi dil de diğer biyografi kitaplarından farklı kılmış, bu biyografiyi. Simone de Beauvoir okumalarına devam ederken sık sık başvuracağım bir kitap olacak, Beauvoir Olmak Bir Yaşam.
Beauvoir OlmakKate Kirkpatrick · Ayrıntı Yayınları · 202210 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2025 27. kitabı
Vladimir Sorokin'den daha önce Tipi'yi okumuş ve sevmiştim. Opriçnik'in Bir Günü, yakın gelecekte 2028 yılında geçiyor. Ancak çok daha eski çağlarda geçiyormuş hissi veriyor.Tipi'de de böyle hissetmiştim.Yeni Rusya'da Çarlık düzeninin başında Korkunç İvan var.Çarın menfaatlerini korumakla görevli Opriçnikler, yağmadan, şiddet olaylarından beslenen, zevk ve sefahat içinde yaşayan sözde bir güvenlik grubu. Opriçnik Komyaga da bu grubun üyelerinden biri. Komyaga'nın bir gününü anlatan romanın, İvan Denisoviç'in Bir Günü ile bağlantısı var mı diye düşünürken, ki onu da okuyamadım, 1984'e yakın buldum. Rusya üzerinden anlatılan bu distopya, maalesef dünya düzeninin yakın gelecekte alacağı şekli de öngörüyor.Dünyamızı bir avuç deli yönetiyor artık. Bir de Haneke filmlerini hatırlattı bana.Tedirgin ediciliği, şiddetin işlenişi açısından. Funny Games'teki yumurta istemek için kapısını çaldıkları komşularına dehşeti yaşatır ya ikili.Uyguladıkları şiddetin nedeni yoktur.Neden yaptıklarına cevap veremezler.Opriçniklerde de onu hissettim.Rejimden aldıkları bir güç, meşruluk olsa da neden şiddet uyguladıklarının çok da bilincinde değiller gibiydi.İçgüdüsel, sebebsiz bir şiddetti sanki, özellikle tecavüz etmeleri. Kitap okumanın yasak olması, ya da belli türlerde kitap okumaya izin verilmesi, kitapların yakılması, tüm totaliter rejimlerin ortak noktası. Yazarın anlatımını yadırgamadım.İçeriğinden bağımsız, Rusça kelime oyunlarını ve Rus kültürüne ait kavramları dipnotlara rağmen yeterince  algılayabildiğimi sanmıyorum. Romandaki tecavüz sahneleri ve son sayfalardaki opriçniklerin ritüeli çok rahatsız ediciydi. Üzerine düşündükçe beğendiğim bir roman oldu, Opriçnik'in Bir Günü.
Opriçnik’in Bir GünüVladimir Sorokin · Can Yayınları · 202454 okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2025 22. kitabı
1909 yılında, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ilk kadın yazar olan Selma Lagerlöf, uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı.Ancak kitaplarının baskıları bulunmuyordu.Epona'dan bir kitabı vardı, Gösta Berling Efsanesi'ni de Everest yayımladı.Kapağı çok sevdim, bu nedenle ciltli baskıyı edindim. Gösta Berling, içkiye düşkünlüğü ve aykırı davranışları ile diğer papazlardan ayrılan bir papazdır. Görevini bırakmak zorunda kalıp, şövalye olan Gösta Berling, umutsuzluk içinde kıvrandığı bir anda Ekeby'nin Binbaşı karısı, güçlü Margareta ile karşılaşır. Ekeby malikânesinde, Napolyon savaşlarının gazileri, şövalyeleri yaşamaktadır.Gösta Berling de Binbaşı Karısı'nın yönetimindeki kavalyelerin (şövalyelerin) arasına katılır. Şeytani Sintram ile bir anlaşma yapan kavalyeler, Margareta'yı Ekeby'den sürerler. Yaklaşık ilk 100 sayfada kitaptan çok umutluydum.Ancak sonrası benim için  okuma açısından bir faciaya dönüştü.Parçalardan bir bütüne ulaşma ihtiyacı hissetmeye çalışmak yordu.Çerçevesinin baştan çizilmiş olması yanılttı.Başlangıçta bu çerçeve çizilmemiş olsa başka bir algıyla okuyabilirdim. Yer yer doğanın dile geldiği bölümler vardı.Özellikle bir bölümde dalgalar sözü alıyordu.Bu bölümü çok sevdim.Kadın karakterlerinin zenginliği de dikkat çekiciydi. İsveç mitolojisini, kültürünü yansıtan masalsı bir kitaptı ama zevk alamadım maalesef.
Gösta Berling EfsanesiSelma Lagerlöf · Everest Yayınları · 202443 okunma