JM Coetzee romanlarında genellikle ırkçılığı, "Apartheid" rejimini anlatır.
Daniel Defoe'nun 1719 yılında sömürgecilik sonrası, sömürgeciliğe hizmet eden Robinson Crusoe kitabının yeniden yazımını yapar Foe adlı eserinde, Coetzee.
Anlatıcımız ve başkarakterimiz Susan Barton 1700'lerin başında Robinson ve Cuma'nın yaşadığı adaya düşer.Kaçırılan kızının peşinde, kızını iki yıl arayan Susan Barton, Avrupa'ya geri dönmek için bindiği gemide çıkan isyan sonucu düşmüştür adaya.
Robinson Crusoe'u beyaz bir kadının bakış açısı ile tekrar yazar Coetzee.
Robinson nadiren konuşurken, Cuma hiç konuşmaz.Ekecek tohumları olmamasına rağmen sürekli toprağı hazırlamaktadırlar garip bir şekilde.
Gittikçe monotonlaşan yaşamları Robinson'un hastalığıyla hareketlenir.
Bir gemi ile adadan kurtulsalar da Robinson gemide ölür.
Cuma ile yalnız başına kalan Susan, bir yandan Cuma'yla yaşama uyum sağlamaya çalışırken, bir yandan geçirdiği kaza öyküsünü Foe adlı bir yazara sunarak, kitaba dönüştürmesini ister.
Bu arada Foe, borç batağında, alacaklıları ise peşindedir.
Kızı olduğunu iddia eden bir kız ortaya çıkınca, (kendi kızı olduğunu kabul etmez) kızı babadan doğmuş ilan eder Susan.Çünkü o Foe'nun hayal gücünün bir ürünüdür.
Susan'ın kafasını en çok kurcalayan şey, Cuma'nın dilini nasıl kaybettiği ve yamyamlık yapıp yapmadığıdır.Gerçi bu düşünceyi Foe yaratır zihninde.
Başlarına gelen bir dizi maceradan sonra, Foe ile tekrar bir araya gelir Susan ve kitabın yazımı üzerine tartışır.
Foe'ya göre Robinson ve Cuma'nın içinde bulunduğu gemi bir köle gemisi, Robinson da bir köle taciridir.
Cuma'nın sessizliği, kendi adına konuşamaması, Susan'ın onun hayatını egemenliği altına almasına olanak sağlar.Cuma'nın sessizliği, siyahilerin sömürüsünün sembolik bir anlatımıdır.
İlginç bir kitaptı Foe,