Memed dağlara çıktı. Memed savaştı. Başına türlü işler geldi. Aç kaldı, susuz kaldı, hastalandı, kaçtı kovaladı ama Mustafa'nın ayakkabısını unutmadı. Ayakkabıyı kimseye ısmarlayıp getirtmedi de, gidip ulu Maraş bedesteninden Mustafa'nın ayakkabısını kendi elceğiziyle alacaktı. Ayakkabıyı almak için Berit dağından ta Maraş'a gitti, alıp döndü ve bu ayakkabıyı aylarca bir kutsal emanet gibi yanında taşıdı.
"İşte Memed böyle bir Memeddir."
Ernest bu tür yardımların bir işe yaramayan çareler olduğunu, sefaletin bir ülsere benzediğini, yardımlarla ağrıyı azaltmanın değil, yaranın kökünden kazınması gerektiğini söylüyordu haklı olarak.
Siz başkalarını küçük küçük yolmak istiyorsunuz ve bunun özgürlük arzusu olduğuna kendinizi inandırmışsınız. Sizler doymak bilmeyen oburlarsınız, ama cümlelerinizin büyüsüyle vatanseverlik yaptığınıza inanıyorsunuz.