Jane… Doğar doğmaz anasını babasını kaybedip hayatın sillesini yemiş, taş kalpli yengesinin kötülüklerini tatmış, yatılı okulun soğuk duvarlarında tedrisat görmüş… 18 yaşında toy bir kızken özgür bir ruha sahip olmasından mütevellit yatılı okuldaki öğretmenlik görevini bırakıp, küçük bir kıza mürebbiyelik yapmak için yola koyuluyor Jane. Gittiği malikanede onu sıcak bir yuva, alçakgönüllü çalışanlar ve küstah, çirkin fakat bir o kadar da geniş yürekli, akıllı bir adam karşılıyor; kırkına merdiven dayamış, hiç evlenmemiş; malikanenin beyi Mr. Rochester… Jane, hiç tatmadığı aile sıcaklığını Thornfield malikanesinde buluyor adeta… Fakat malikanenin üçüncü katında Jane’in hiç aklına gelmeyecek, karanlık odalarda saklanan bir tehlike sessizce (Çok da sessiz değil.) ortaya çıkacağı zamanı beklemekte…
Jane Eyre çokça beğendiğim, kalınlığına rağmen bir çırpıda okuduğum bir kitap oldu. Dili akıcı, anlatım sürükleyici, olaylar beklenmedik. Okumanızı gönülden tavsiye ederim…
Bazen sadece aşko kuşko şeyler okumak istersin… Bunu sadece kız neşesi olanlar anlar ! Kararında klişe, tatlış diyaloglar, akıcı anlatım yiiiaaaaa diyerek yastığa kafa gömdürmez fakat yine de akar.
İnce kitap, zengin içerik. Tabii ki Dostoyevski etkisi. Beğenerek ve ‘Evet ya, aynen öyle’ diyerek okudum. (Kıza bak Dostoyevski ile hemfikirmiş sjsnsn) Özellikle tanrı kavramı ile ilgili kurduğu bazı cümleler beni düşünmeye sevk etti fakaat eseri saat 03:00 civarlarında okuduğum için çok da şey yapamıyorum şu an :D Canımız sağ olsun önümüzdeki Dostoyevskileri makul saatlerde okuruz.
Tefekkür edenle etmeyen bir olur mu hiç ? :)
Günlük yaşantımızda bizler için artık normalleşmiş, sıradanlaşmış olaylara hikmet nazarıyla bakmayı öğütleyen, yaratılanların nasıl bir dengeyle yaratılmış olduğunu ve bu denge azıcık bozulacak olsa düzenin nasıl bozulacağını hatırlatan; sade, okuması kolay ama muhteşem bir eser. Daha evvel Gazali okumamış olanlar için iyi bir başlangıç kitabı olabilir. Okuyacak olanlara şimdiden bol istifadeler dilerim.