Fransız edebiyatının önde gelen isimlerinden Émile Zola’nın kaleme aldığı, muhatabının ise dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Félix Faure olduğu, 1898 yılında L’Aurore gazetesinde herkesin ulaşabileceği bir şekilde yayımlanan ve merkezine Alfred Dreyfus isminde Yahudi kökenli bir Fransız subayının çelişkili ifadeler ve güvenilirliği tartışılır kanıtlarla 1894'te orduya ve dolayısıyla vatana ihanetle itham edilmesini konu alan bu mektup 19. yüzyıl sonlarının Batı Avrupa’sının sosyolojik yapılarını gözler önüne seriyor. Bu mektupta ele alınanlar önce bir nefret suçunu daha sonrasında ise hatayı hata ile kapatma zavallılığını bizlere sunuyor. Yazar ikisini yarıştırmamış ama okurken hangisi daha ayıp bir suç aklımda kurmadan edemedim. Sebep olduğu iğrençliğin üstüne toprak atmaya çalışan genel kurmay gittikçe kendini daha da küçük düşürüyor Binbaşı Esterhazy’nin cezasını kesmek Dreyfus’un suçsuzluğunu tanımak olduğundan bir suçluyu aklamaya çalışıyor. Her neyse daha fazla kitap içeriğine dair bilgi verip sitenin bu bölümünden kitaba dair bilgi edinmek isteyen okuyucunun keyfini kaçırmadan, yapıtın yazarının cesaretini, dürüstlüğünü övmek isterim. Émile Zola bu açık mektubu ile toplumda kazanmış olduğu saygı ve hoşgörüyü ve özgürlüğünü riske atmış olması, ama daha önemlisi kendisinin tabiriyle yerine getirdiği edim, gerçeğin ve adaletin patlamasını çabuklaştırmak için başvurduğu kendisine çıkar sağlamayan devrimsel yoldur yüksek saygıyı hak eden. ‘’Suçladığım insanlara gelince: onları tanımıyorum, hiçbir zaman görmedim, kendilerine ne hıncım var ne de kinim. Benim için önemsiz varlıklar, toplumsal kötülük ruhlarından başka bir şey değiller. Burada yerine getirdiğim edimse, gerçeğin ve adaletin patlamasını çabuklaştırmak için başvurduğum devrimsel bir yol yalnızca.’’ Yazarında