Çocuklarımızın kavramsal düşünme yeteneğinin giderek körelmesi, somut örnek vermenin zorlaştığı konuları anlamakta zorlanmalarına neden oluyor. Halbuki bir konuyu "örnekle anlamak" risklidir.
Sayısal çokluğun kutsallaştırıldığı bir çağda yaşıyoruz. Artık bizi ikna etmek için konuyu açıklamak yerine "Dünya" argümanı kullanılıyor. Ama burada da bir yanıltma olduğunu belirtmeliyiz. Hangi dünya? Bu uzmanlar "dünya" dediklerinde Amarika ve Avrupa'yı kastediyor.
Korku duygusu, özellikle kaybetme korkusu, bizim düşünce, tutum ve davranışlarımızın değiştirilmesinde oldukça etkilidir.
Duygular insan üzerinde alkol etkisi yapar. Şunu söylemek abartılı değildir; İnsan sadece alkolle sarhoş olmaz, korkuyla, öfkeyle ve şehvetle de sarhoş olabilir. Duyguların yoğun etkisi altındayken normalde yapmayacağımız şeyleri yapabilir, normalde söylemeyeceğimiz şeyleri söyleyebiliriz; aynen sarhoş bir adam gibi...
Sonuç olarak, siyaset, kültür, tarih ve sosyal içerikli pek çok konuda algı yönetmenleri ve manipülatörler bize fotoğrafın sadece kendi işlerine ve kendi politikalarına yarayan tarafını göstermektedir. Eğer bizler fotoğrafın sadece bize sunulan kısmıyla yetinirsek, gerçeği ve dolayısıyla neyin olup bittiğini, neler olup biteceğini anlamamız mümkün olmayacaktır.