Sen gitmeden önce mutlu muydum? Büyük bir acıdan sonra insanın daha önce her şey hep çok iyiydi diye düşünme eğilimi vardır. Her şey hep çok iyi değildi, daha iyiydi sadece.
Gittiğinden beri yedi milyon kırk sekiz bin sekiz yüze kadar saydım. Bu kadar zamanda saklanabilmiş olmalısın. Her tarafı arıyorum. Bulamıyorum, ümidimi kaybediyorum. Saklambaç oynamak çok uzun sürüyor. Tamam, hadi, kazandın, çık artık saklandığın yerden. Artık oynamak istemiyorum. Çık neredeysen, kazandın. Çık ne olur, kaybettim, her şeyi kaybettim. 
“Yürüyebildiği kadar deniyoruz—belinden sarılma, yaslanma, yataktan güç alarak kalkma, ipince hale gelmiş bacaklarının üzerinde titrek bir şekilde durup atılan karınca adımları. Babam, devasa adımlar atarak yürüyen, ona yetişmek için kardeşimle arkasından koşmak zorunda kaldığımız adam.
İşte bunun için hastalığı asla affetmeyeceğim, diye tekrar edip duruyorum içimden, onu asla affetmeyeceğim. Bir insanın canını onu aşağılamadan da alabilirsin.”
Bir izzetinefis faciası? Erkekler bazen ne kadar basit oluyorlar… Zannediyorlar ki bir erkeğe karşı hiddet hatta nefret duymaya başlayan bir kadın hemen başka erkekler bulup boyunlarına sarılmak ister…