İmran

Fakat kimse ortaya çıkıp: "Nereye gidiyoruz, memleketi nereye götürüyorsunuz?" diye, soramıyordu, sormak yürekliliğini gösteremiyordu. Doğunun alışık olduğu uyuşuk bir kadercilikle susuyordu. Çünkü Padişah'tan ve onun hafiyelerinden korkuyorlardı.
Sayfa 47 - İnkılâp Kitabevi·Kitabı okuyor
Reklam
Zira aşk ve sevda denilen şey hiç yokmuş diye iddiaya kalkışılınca böyle 'Zelfa' gibi âşıklara ne demeli? Şimdiye kadar hep âşıkların halini tarifle vakit geçirilmiş, aşk hakkındaki tarif ve tetkik ne kadar ihmal olunmuş bilir misin? Şairlerin birçoğu aşkı metheder. Hikâye-nüvisler âşıklığa insanı imrendirir. Ortada cereyan eden vaka-i âşıkane çocukların dahi kulaklarına gitmesi men olunamayacak bir derecede olur da artık gençleri bunun muhataratından sakınmak için öyle şey yoktur gibi muamelede bulunmak ve onu asla bilip işitmemesini arzu eylemek ne kadar beyhude kalır.
Sayfa 40 - Kırmızı Kedi Yayınları·Kitabı okudu
Ben böyleyim işte. Kederimi unutmak için sanki kedersizmişim gibi yaparım.
Sayfa 95 - Kapra Yayıncılık·Kitabı okudu
Kitaplardan öğrendim. Muhakkak aşık olmak arzusunu kitaplardan kaptım. Sonra kanıma işledi. Aşık olmalıydım. Saadet denilen bir şey olacak; bulabilir miyim acaba?..
Sayfa 85 - Kapra Yayıncılık·Kitabı okudu
İnsanoğlunun huylarının ta gözlerine kadar sinişine mi şaşardım, nedir?
Sayfa 79 - Kapra Yayıncılık·Kitabı okudu
Reklam