Bir yıldızın ışığı vuruyor bize, uzak bir yıldızın. Yıldızı gördüğümüzü sanıyoruz, oysa milyonlarca yıl önce oradan göçüp gitmiş olan yıldızın ışığı bize yeni ulaşıyor. Orada yıldız falan da yok artık.
Kavranamayacak kadar büyük bir zaman ve mekan içinde, böylesine küçük ve kayda değmez yaratıkların, bir kelebek ömrü kadar kısa yaşamlarını hır gürle, hırstan dili dişi kilitlenerek geçirmesi akıl alır gibi değil.
İşte sanat bu bilincin sezgilerini yansıtıyor insana. Gündelik hırslar küçülüyor, başarı denilen virüs ilgilendirmez oluyor sizi. Zamanın ve mekanın büyüklüğünü duymaya çalışıyorsunuz.
Trajik bir yazgıyla çarpılmış ve ölümlü olduğunu bilerek dünyaya gelmiş olan insana yardımcı olmak, onun uğradığı haksızlıklara karşı çıkmak ve acılarını hafifletmeye çalışmaktan başka bir amaçlı kalmıyor sanatın.
Entelektüeller, dünyayı düşünce yoluyla kavrayan, insanlığın sorunlarını dert edinen, kitleleri, gelenekleri ve inançları küçümsemeyen , ciddi ve birikim sahibi insanlardır.Dünyada da genellikle böyle algılanırlar. Bu kişiler genellikle üniversite kampüslerine, evlerine, çalıştıkları kütüphanelere ya da yazdıkları kitaba gömülür ve başkasına nasıl göründükleriyle fazla ilgilenmezler.
Özündeki sıradanlıktan dolayı şekilselliğe kayan, içi boş bir radikallik ve marjinallik peşinde koşan, kendini içinde yaşadığı toplumdan ayrı ve üstün hisseden kişilere de entel deniyor; bunların biriktikleri ve sabahlara kadar onu bunu kesip biçtikleri mekanlara ise entel barları.
Dünyada iletişim hızını en üst düzeye çıkardık diye övünüyoruz. Oysa, acaba iletişimin en üst düzeyinde mi yaşıyoruz ve iletişim acaba olumlu mu?
Yüzyıllardan beri insanoğlunun dünyada çeşitli yollarla kurduğu iletişimler var. Belki daha uzun vadeli, belki bu kadar hızlı değil ama belki daha derinlemesine, belki daha doğru. İslam filozoflarının Yunan düşüncesiyle alışverişe girmesi belki yüzyıllar aldı.
İstanbul’un fethinden sonra İtalya’ya giden bilim ve sanat adamlarının yarattığı rönesans uzun sürede gerçekleşti. Bunlar belki daha uzun vadede ortaya çıkan, elli senelik, yüz senelik süreçler. Ama daha doğru sonuçlar alınabiliyor. Çünkü doğal bir seleksiyon var.