Bu dünyada insanların en korktukları şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazen o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve sefadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.
Sultan Abdülhamid devrinden Cumhuriyete kadar yaşanan süreç içerisinde her bulunduğu yerde durumun ne halde olduğunu, insanların olaylara bakışlarını, hissettiklerini çok güzel anlatmış. Mahir efendinin yolculuğu o zaman aralığında insanın değişimini, dönüşümünü gösterirken etrafındaki değişen insanlardan kendine kattıklarını görünce cahilliğin bir durum değil bir tutum olduğu tekrar görünüyor. O zamanki insanların yaşadıkları yerlerle beraber bakış açılarını göstermesi açısından da oldukça iyi yazılmış bir kitap.