Herkese merhabalar,
Türk Edebiyatı’nın en önemli eserlerinden biri olan Huzur kitabının incelenmesi ile geldim..
Bir itiraf ile başlayayım :))
Önceleri Türk edebiyatına karşı ön yargım vardı, okurken çok zorlanır dolayısıyla da okuyamazdım. Huzur kitabını yıllar önce okumaya çalışmış, 30 sayfa anca ilerleyebilmiş ve bırakmıştım. Dili aşırı ağır gelmişti ki eski Türkçe’yi okumakta çok zorlanırdım zaten…
Amma velakin gururla söyleyebilirim ki artık tam aksine bayıla bayıla okuyorum Türk klasiklerini… Bunun da en büyük sebebi tabii ki Tanpınar…
Bu Ahmet Hamdi Tanpınar ’ dan okuduğum ikinci eser.
Birkaç ay önce Saatleri Ayarlama Enstitüsü ‘nü okumuştum ve çok beğenmiştim. Huzur ile beraber de tam bir Tanpınar hayranı oldum diyebilirim. O nasıl bir Türkçedir, o nasıl bir üsluptur öyle.. Hani yabancı bir şarkı dinlerken anlamasanız da şarkıyı çok seversiniz ya, kitabı okurken bazen tam olarak böyle hissettim :)) Kelimelerin anlamlarına bakmadan bile kurulan cümleler öyle güzel hisler uyandırıyor ki hayran olmamak elde değil, hele ki şiir seven biriyseniz :))
Tabii ki bunun sebebi yazarımızın aynı zamanda şair olması.. Kendisi şiir, deneme, roman, öykü, makale vs. gibi edebiyatın bir çok dalında eserler vermiş bir isim. Yahya Kemal Beyatlı hayranı ve aynı zamanda öğrencisi. Ee böyle donanımlı olunca da bu şiirsellik ve derinlik kaçınılmaz oluyor..
Şimdi biraz yazarımızın tarzına ve kitabın içine girelim..
Bundan sonra Tanpınar deyince aklıma gelecek ilk şey sanırım zaman kavramı olacak. Okuduğum her iki eserinde de “Zaman” dediğimiz şeyi öyle farklı bir bakış açısıyla işliyor ki anlayabilmek için durup durup düşünüyorsunuz..
Tanpınar’a göre zamanı bölemeyiz. O meşhur dizelerinde dediği gibi, zaman dediğimiz şey “Yekpare bir akış” tır. Parçalanamaz. Dün, bugün, yarın yoktur. Zaman bir bütündür. Ne içindeyizdir,