Genç kadının, şehir haricinde küçücük bir ku-
lübesi vardı. Duvarlar büyük sosyalist simalarıyla
kaplıydı. Her an bu bıyıklı ve sakallı adamlar ayağa
kalkacaklar ve küçük odanın içinde büyük bir ihti-
lal yapacaklar gibiydi. Genç kadın bana bir çay yapti.
İçerken elime masanın üzerinde kalmış bir defter ilişti.
Okudum:
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Merhumpaşa'nın da sahipligini de
Markopaşa'dan sonra yöneticiliğini Sabahattin Ali üstlendi. Aslında Markopa-
sa'nin kapatılması kararına hazırlıklıydılar.
Merhumpaşa'nın birinci sayfasında
"Biz bu gazeteyi millet sırtında kene gibi yaşayan aylakçılar için çıkarmıyoruz.
Biz bu gazeteyi ömürlerini çenelerinde toplamış zevzekler
için çıkarmıyoruz.
Hayır, biz bu gazeteyi alnının teriyle topraktan, makineden,
kağıttan, kalemden ekmek çıkarmaya çabalayan namuslu va-
landaşlar için çıkarıyoruz.
Bunun için, şu bunak hakkımızda şöyle demiş, bu sersem
ize şöyle sövmüş, şu edepsiz bizi şöyle kötülemiş, bunlara
kulak astığımız yok.
Ey, gazetemizi okuyan ve sayısı yüz binleri çoktan aşan te-
miz, namuslu, mert millet! Hakkımızda verilecek en isabetli
hüküm senin kanaatindir. Yalnız sana güveniyor, yalnız sana
dayanıyoruz. Yüzümüzü kara çıkarmayacağından eminiz.
Sende puna emin ol ki, biz de senin yüzünü kara çıkarmayacağız."
Sen? Bana ekmek veriyorsun ha? Sen kimsin de bana ekmek vereceksin? Çalışıyorum ben, alnımın teriyle kazanıyorum onu...
Bana ekmek veriyormuş. Ben çalışmayım da sen bana ekmek ver.
Ulan siz değil ekmek, günahınızı bile vermezsiniz bedavadan!
Orhan Kemal