Öncelikle şunu söylemek gerekir ki en son ne zaman kadın bir anlatıcının olduğu bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum.Bu yönden ayriyeten çok sevdiğim bu kitap abi Livaneli ya adam yazmış iste dedirtecek türden.
İstanbul üniversitesinde sıradan bir halkla iliskiler pozisyonunda çalışan Maya'nın hayatı Maximilian Wagner'in İstanbul'a tekrar gelmesiyle değişir.Bir anda kendini muhteşem bir aşkın içinde bulan Maya bu aşkın gerçeklerini öğrenmeye çalışırken aynı zamanda kendi ailesiyle ilgili de gercekleri öğrenir.
Hiç sıkılmadan okunacak olan bu kitap sadece bir roman değil bence.Maya'nın ,Nadia ve Wagner'in hikayesini anlatmakla beraber Nazilerin Yahudilere zulmünü, Mavi Alayı ,Ermeni tehcirini ve strumayı en güzel sekilde hiç sıkmadan bize anlatıyor.