‘’Güzeldir bu yumuşak
ve ılık bahar günleri arkadaş
bilir misin işte bu günlerde
bereketli ve bilge ekinler
bir genç kızın diri memeleri
gibi
dolgun
yaşamak ve hayat vermek tutkularıyla çıldırır,
içlerinde umudu yarınların
ve sayısız güzellikleri
Bilir misin
işte bu günlerde
deniz kıyısında tembel kayıklar
ipleri boyunlarında
tasasız
geviş getire getire sallanırlar
yorgun dalgaların sırtında.
İşte bu günlerde
tohumların dar kabuklarında
yoğunlaşmış hayat iksiri nemli toprağın
patlar güneşe doğru
ve boşluğun derinliklerinde
mis kokulu kıvrılışlarla
mutluluktan uçan
bir çalıkuşudur şimdi
uyanışın sevinci.’’
‘’Buluntu şiir: Şiir diye sunulmuş bir düzyazı parçası. Dönüştürme işlemi genellikle dizelerin sayfa üzerinde yeniden düzenlenmesiyle yapılır.
Elgün şiiri: Yazınaltı kaynaklardan, özellikle de reklam gereçlerinden alınma buluntu şiir.
Katıksız, katkılı: Özgün kaynağı tıpatıp yeniden üreten buluntu şiirler ‘katıksız’, özgün kaynağı yeniden işleyenler ‘katkılı’dır. Yeniden işlemeye kimileyin ‘yardım’ da denir -bu durumda, ‘yardım görmüş buluntu şiir’.‘’
‘’İlk buluntu şiir kitabı (en azından İngilizce'de) Scribner’s'ın 1945'te yayımladığı A Stone, A Leaf, A Door idi. John S. Barnes, Thomas Wolfe'un romanlarındaki gözalıcı parçaları ‘seçip koşuk biçiminde düzenlemişti.’ İşte bir örnek:
Hangimiz tanıdı kardeşini?
Hangimiz baktı babasının yüreğinin içine?
Hangimiz kalmadı sonsuzca bir zindana kapalı?
Hangimiz yabancı, yalnız değil sonsuzca?’’