“Düşünmeyen insanlar bu yüzden bu kadar gamsız ve mutlu çünkü ağırlığı asla fark etmiyorlar. “
Düşünmekle ruhun ağırlığı diye isimlendirdiğiniz şey arasında bir bağ yoktur.Kendinizden hiss erdiklerinizi ve düşündüklerinizi anlaya ve tanımlaya biliyorsunuz.Tabiki ruhumuzun olduğunun yaşam ve ölüm olduğu için farkındayız. Ama ağırlık dediğiniz şey dünyada yaşadıklarınız,sizi etkikeyen şeylerdir ki,onlar arasında bağ kuran ve olaylara karşı düşünüp bununlada yaranan duyguyla karşılık veren siz kendinizsiniz. Yani her şey yalnız insana göre öyle,dünya ve yaratılışa göre öyle değil. İnsanlar böyledir gerçeğin isbatını görünceye kadar gerçekliğin var olmadığını sanıyorlar. Düşünmeyen insanlar gamsızlıklarından,hiss etmediklerinden değil sadece düşünemediklerinden mutlular.çünkü gamsızlık,mutluluk bile histir. Hiss ediyorlar sadece anlama yetilerinde zayıflık olması onların köleliğini gösterir,bu nedenle hep bir şeylerin peşinde koşarlar,farkına varmadan sadece görüntü şeklinde yaşarlar.İçi boş ev gibi yani. Düşünmek evin içini dizayn etmek kendine göre yaratmaktır,evinin içini ve neyin gerekli olup olmadığının farkında olmaktır. Söylemek istediğim şey ağırlık diye bir şey yoktur. Sevgi ve diğer duygular insanların manipüle olunması için kullanılan ve onların farkındalığını diğer yönlere çekmek için daha çok ilgilidir. Bu yüzden televizyonda sadece çoğu zaman bu konulara dayalı seriler yayımlanıyor.