“Belirmekte olan bütünüyle önemli bir şey gözlerimizin önüne gelir,gözlerimiz gibi duygularımız da onun içine karışmak ister ve biz, ah,tüm bir duygunun tüm hazzıyla dolmayı özleriz.-Ah, oraya vardığımızdaysa, orası şimdi burası olmuşsa, her şey her zamanki haline bürünür, zavallılığımız ve sınırlılığımızın içinde kalakalırız, ruhumuzsa kaçırdığımız huzura özlem duyar.”
Aslında hiç varamadığımız ve yaşamadığımız huzurun özlemi olur bu.İnsan umut duyar, şuraya vardığımda artık özgülüğüme kavuşacağım diye ama elbetteki insan özgürlüğünü veya huzurunu bir yerlerde düşürmediği için yani umut gerçeklik anlamında değil, hayata tutunma anlamında bahanemiz oluyor.Çünkü bağımsızlık içersinde kendimize özgün alakalar yaratıyor ve umut ediyoruz. Ve neticesinde umut ettiğin yere özlemini duyduğun o yere vardığında aslında aynı yere geldiğinin farkına varırsın.Bu farkındalık insanı duvara çarpmışcasına sarsar...