Puan vermedi·400 syf.··
2026 2. kitabı
‘Her devrimin savaşçıları, düşünürleri ve fırsatçıları vardır. Bizim savaşçılarımız öldürüldü, düşünürlerimiz infaz edildi ve bize sadece fırsatçılarımız kaldı.’
Limon AğacıSandy Tolan · Pegasus Yayıncılık · 20227,9bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
Beğendi
·
2026 106. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:31
Herkese Merhaba Bu kitap güçlü bir intikam barındırıyor ve okurken heyecanla bir sayfa daha diye diye ilerliyorsunuz. James Reece Afganistan’da görevde iken ekibiyle birlikte pusuya düşürülür ve kendisi hariç bütün ekip arkadaşlarını kaybeder. Reece bunun bir hata olmadığını fark eder. Ülkesine döndükten sonra ise işler daha da karışacaktır çünkü hayatta kalmış olan tek arkadaşı Boozer’de intihar ederek yaşamına son verir. Ne yazık ki Reece buna inanmaz. Henüz bunun şoku geçmeden karısı ve kızı ve hatta doğmamış çocuğu da evinde katledilir. Bir anda her şeyini ve çevresindeki herkesi kaybeden Reece ise bütün bunların bir tesadüf olmadığını anlar ve böyle intikam planı başlar. Araştırmaları sırasında ise şoke olacağınız şeyler öğrenen Reece bakalım kendi adaletini sağlayabilecek mi? Harika bir kitaptı okumadıysanız mutlaka şans verin.
İnfaz ListesiJack Carr · The Kitap · 042 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kör Baykuş'un Mistik Kibri ve İnsan Olma Beceriksizliği
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 08:15
Kör Baykuş bitti bitmesine ama insanın burnunun direğine o mezar kokusu, o odadaki afyon dumanıyla karışık çürüme hissi yapışıp kalıyor işte. Kitabı kapatınca, bu kitabı sadece güzelleme yaparak yorumlayan, incelemesini yazan insanların bana kızacağını düşünüyorum; çünkü burada o körü körüne yapılan güzellemelerin tamamen dışına çıkıyorum. Fakat tüm bu sert eleştirilerime rağmen bu kitabın ruhuma bıraktığı o tekinsiz tadı, o her cümlesindeki muazzam doygunluğu ve entelektüel doluluğu asla inkar edemem; çünkü bu satırların arkasında müthiş bir akılcılık, insanı çarpan muazzam bir zeka ve muazzam bir kurgu dehası var. İşte o odadaki lambayı yakıp o yoğun karanlığı biraz dağıttığımda karşıma çıkan şey, sadece dış dünyanın sahteliğinden kaçan yaralı bir kurban değil; meşru bir yalnızlığın ürettiği o narsisistik kibir ve "tanrılaşma" krizidir. Anlatıcı o fildişi kulesinden dışarıya öyle bir tiksintiyle bakıyor, o insanları "ayak takımı" diyerek öyle bir yaftalıyor ki, aslında o insanların sadece hayatı ıskalamadan, o acı-tatlı dengesiyle, yani basitçe insan olmanın o en yalın doğasını yaşadıklarını gözden kaçırıyor. Kendini o kadar yukarıda, o kadar benzersiz bir acı eşiğinde konumlandırıp çevresinin sığlığına o kadar odaklanıyor ki, bir süre sonra kendi içindeki o meziyetleri besleyecek somut bir alan bile bırakmıyor ve ortada sadece devasa bir başkalarından iğrenme seansı kalıyor. Kaldıramadığı, o ağır buhranın altında ezildiği asıl ikilem de tam burada düğümleniyor zaten; ya o nefret ettiği kalabalık gibi yalın ve filtresizce insan olmayı beceremiyor, o hayata katılamıyor ya da o sığ çevrede entelektüel olarak gerçekten tek ve nadir bir yerde durduğu için bu benzersiz yalnızlığın yarattığı o narsisistik hapishanede kendi kendini imha ediyor. Kozmik bir sonsuzluğu
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,7bin okunma
Ape Musa…
9/10
·374 syf.··
2026 39. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:06
Nusaybin'in bir köyünde 1920 yılında ( annesinin söylediğine göre 1916 yılları) doğan Musa Anter ilköğretimini tamamladıktan sonra İstanbul hukuk Fakültesinden mezun oluyor öğrenciliği döneminde pek çok iş yapıyor... Öğrenci yurdu, kantin işletmek gibi... yaşamı boyunca Kürt kimliğini , kültürünü yaşatmak için mücadele veriyor... tutuklamalar ,işkenceler,sürgünler ile geçen zorlu bir yaşam 20 Eylül 1992 tarihinde Diyarbakır'da Jitem tarafından öldürülüyor ancak dava zaman aşımı nedeniyle düşüyor... Ape Musa ;yaşadıklarını kitaplaştırıyor kitapta da ülke tarihindeki yerini bilmediğim pek çok insan var ... bu kadar çok insanın yaşamına dokunması beni okurken zaman zaman zorladı... yaşadıklarını esprili bir dille anlattığı pek çok bölüm var acıyı bile mizaha dökebilmiş... sanırım en ilginç olan Ziya Gökalp'ti... Kendisi Kürt kökenli olup Türk milliyetçiliğinin baş mimarlarındandır...!! Bu kitap; bir bellek, bir anlatı merak eden okusun... *** Pazarda rastladığı bir hamalın anlattıkları; “Efendi ben, 1938’de Dersim’de asker idim. Kumandanımız Yüzbaşı Kenan Bey, biz Kürtlerden bir infaz mangası yapmıştı. Köylerden ve mağaralardan toplanan Dersimli kadın, çocuk ve ihtiyarları bize öldürtüyordu. Çoluk ve çocukların, ihtiyarların çırpınarak ve anaların çocuklarına sarılarak can vermeleri beni deliye çeviriyordu. Düşündüm bir ara, intihar edeyim, diye. Ama sonra kurtulmak için daha kolay bir yol düşündüm. Baktım ki yaralanan arkadaşlarımı Erzurum hastanesine gönderiyorlar. Bir gün bir çarpışmaya girmiştik. Ben, silahımı sol elimin ortasına koydum ve elimi parçaladım. Ondan sonra da Erzurum’a gttim ve kardeş cellatlığından kurtuldum. İşte bu elim o eldir bey!” Syf.262
HatıralarımMusa Anter · Aram Yayınları · 2011836 okunma
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:02
Herkese merhaba, Donanma SEAL’i olarak Orduda görev yaptığım sırada sahip olduğum güvenlik izinlerin hassas doğası nedeniyle kurmaca eserler de dahil olmak üzere kamuya açıklanması amaçlanan her türlü yazılım materyali Savunma Bakanlığı’na sunmam gerekiyor bu yükümlülüğü yasal olarak yerine getirmek için bu kitabın taslağı savunma bakanlığı yayın öncesi inceleme ofisine sunuldu ve bu ofis tarafından düzenlenmiş şekilde onaylandı. Önsöz’den. Seal komutanı olarak donanmada görev yapan binbaşı James Reece yanlış giden birşeyleri hisseder fakat emir büyük yerden gelince ekibiyle birlikte Afganistan’da ki görevlerinde pusuya düşürülürler. Tüm ekip öldürülürken sadece Reece ve Boozer sağ kalır. Ve bu yaşananların ardından döndüklerinde Boozer de intihar eder. Gerçekten de bu intihar mıdır? Döndüklerinde Reece’yi soruşturma birimi beklerken kendisinin ve ölen arkadaşlarının da beyninde tümör olduğunu öğrenir. Bu bir tesadüf olamaz değil mi? Büyük bir heyecanla eşine ve 3 yaşında ki kızına kavuşmak üzere evine doğru yola çıkar, vardığında ise… Hamile eşi ve kızı öldürülmüştü. Belki de düşman en yakınındaydı? Ve Reece artık biliyordu neler döndüğünü ve ilk başta operasyon hatası olarak görünen olayların arkasında bir düzen olduğunu öğrendiğinde infaz listesini hazırlar. Tüm donanımlara ve zekaya sahip olan James Reece’nin öldürülememek gibi kötü bir huyu da vardı. Baştan sona kadar gerilim ve aksiyonun durmadığı kitaptı soluk soluğa okudum. Mükemmeldi, kesinlikle öneriyorum okuyun. Kitap ve sevgiyle kalın.
İnfaz ListesiJack Carr · The Kitap · 042 okunma
Saatleri Ayarlama Enstitüsü Müdiriyet-i Umûmiyesi’ne
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Sayın Tanpınar, ​Bu mektup geçmiş zamanın tozlu raflarına terk edilmiş bir özlemin yankısını taşımaktadır. İstanbul’un tüm ihtişamıyla yansıdığı o tabloların nesneleşmiş anlara atılmış bir çentiktir harflerim ve her bir cümlem yaşanmamış günlerin çetelesini tuttuğum ruznâmeden alıntıdır. Zamana çentik atmaya başladığım o ilk andan itibaren bu güne değin süren bu gecikmişlik hâli, Mübarek’in çarkları arasında daha da bilenerek dışavurmaya devam ediyor. ​Eskimiş yüzlerin bir izdüşümü olan bu gecikmişlik beyanı, aklımı kalbimin çekmecesinden çıkardığım o "geniş zaman" algısına ram olduğum şu ezelî ve ebedî saniyeden itibaren nihayete eriyor. Kalemim parmaklarımın esaretinden kurtulup ürkek ve marazlı sözcüklerim, kırık kanatlarıyla Boğaz’ın sisli sularına doğru yola çıkmaya hazırlanıyor. Zarfımı anın geniş ufkuna emanet ediyor, pulunu geleceğin meçhul boşluğuna mühürleyip tüm zamanları içine alan bu müşterek iç döküşü, bu hüzünlü senfoniyi sizinle paylaşıyorum. ​İnsan, fikirlerini de büyütürmüş meğer kendi tenhalığında... Ben de büyüttüm yıllarca söylencelerin ağırlığını omuzlarımda. Tıpkı Nuri Efendi’nin saatlere yüklediği anlamlar gibi suyun derinliğindeyken ağır, yüzeye çıktığında "incir çekirdeğini" dahi doldurmayacak anlamlar... Şimdi bu anlamları "sahnemin dışında" bırakıp bu içi boş ama muazzam derecedeki ağırlıktan, dipsizliğin o derin uğultusundan kurtuluyorum nihayet. ​Evvelce zatıalinize arz ettiğim o "sükût provası" meselesi –doğrusu ben bu durumu aristokratik bir inzivada ruh terbiyesi sanıyordum ki yanılmışım– zihnimde, metruk bir mabedin estetiğiyle örülmüş bir girdaba dönüştü. Dayanılmaz hâle gelen bu trajik ciddiyeti, bu yapay mukaddesatı muhafaza edebilmek uğruna kalbime çıkan tüm yolları kapattım. İçimde filizlenen taze sürgünleri titiz bir bahçıvan
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201053,1bin okunma