'' Sizlere dünyadaki en büyük imparatorluğu bırakıyorum. Fakat onu korumanız her zaman birlik olmanıza bağlıdır. Eğer aranıza nifak girerse, sahip olduğunuz her şey yitirilir.''
Jacob Abbott’un Cengiz Han adlı eseri, 13. yüzyılda Orta Asya’dan çıkarak tarihin gördüğü en büyük imparatorluklardan birini kuran Moğol lider Cengiz Han’ın (asıl adıyla Temuçin) hayatını ve yükselişini konu alır. Kitap, yalnızca biyografik bir anlatı olmakla kalmaz, aynı zamanda dönemin kültürel, sosyal ve siyasal yapısına dair ayrıntılar da sunar.
Abbott’un en dikkat çeken yönlerinden biri, anlatımı basit, açık ve didaktik tutmasıdır. Akademik bir tarih kitabı yazmaktan ziyade, genç okuyucuların ilgisini çekecek şekilde hikâyeleşmiş bir tarih sunar. Karakterlerin duyguları, karar anları, çatışmalar ve etik sorular anlatının merkezine oturtulur. Bu da okuyucunun tarihi yalnızca olaylar silsilesi olarak değil, insani yönleriyle de kavramasını sağlar.
Ancak bu anlatım biçimi bazı eleştirmenler tarafından yüzeysellik olarak da değerlendirilebilir. Abbott, dönemin sosyo-politik detaylarına fazla derinlemesine girmez.