Puan vermedi·116 syf.··
2026 49. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:19
#okudumbitti YAZAR: ORKUN GALOLAR YAYIN: İNKILAP KİTABEVİ Herkese merhabalar bugün sizlere Orkun Galolar'ın kaleminden çıkan öyle bir kitapla geldim ki anlatamam o derece üzüldüm diyebilirim içimi parçaladı adeta Umut'a defalarca üzüldüm defalarca gözyaşlarım pıt dedi o yüzden haydi gelin sizi daha fazla merakta bırakmadan kitabın konusuna geçelim. Çocukluğundan beri Elif’i seven Umut, her aile buluşmasını bir umutla bekler. İçindekileri anlatmak ister ama Elif ona hiçbir zaman bu fırsatı vermez. Ne umut verir ne de tamamen uzaklaşır. Buna rağmen Umut vazgeçmez. Hayatını, hayallerini ve hatta geleceğini bile Elif’e yakın olabilmek üzerine kurar. Zaman geçer, Elif başka birine âşık olur, evlenir ve yurt dışına gider. Ama Umut’un kalbindeki yerini hiç kaybetmez. Aradan geçen on beş yıl bile sevgisini eksiltemez. Yıllar sonra Elif geri döndüğünde Umut’un içinde yeniden bir umut filizlenir. Fakat her zamanki gibi Elif yine gider. Aslında bu ilk gidişi değildir; Elif her gelişinde gitmiş, Umut ise her defasında onu yeniden kabul etmiştir. Bu hikâye karşılıksız bir aşkın, beklemenin ve vazgeçememenin hikâyesi. Çünkü Umut’un en büyük acısı Elif’i kaybetmek değil, onu yıllarca sevmesine rağmen hiçbir zaman gerçekten ona sahip olamamaktır. #ALINTILAR Ve tabii o zaman anlamamıştım. Birini kaybetmemek için kendinden vazgeçmek, kaybetmenin başka bir biçimiydi. Arkamdan konuşulanları bilmiyor değilim ama hayat da gül bahçesi sunmadı bana. İki farklı zaman dilimindeyim. Gidip geliyorum geçen yıllarla şimdi arasında.
Zaten O Şarkıyı Ben Sana YazmadımOrkun Galolar · İnkılâp Kitabevi · 202672 okunma
4/10
·140 syf.··
2025 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2025 00:00
inkılap yayın evinden çıkmış 129 sayfalık bir roman. kitapla ilgili en canımı sıkan konu, Livaneli'nin gündemden bir şeyler yazayım telaşı ile bu romanı yazmış olduğunu düşünmeme sebebiyet verecek kadar karman çorman gitmesi. tabii ki bir noktada her konu birbirine bağlanıyor. oğullarını kaybeden balıkçı ailesi, Ege'de yaşamaları, sahile cenazesi vuran göçmen bebek, ege doğasının tahrip edilmesi, dağların siyanür ile delinerek altın aranması. ne ararsanız var, son dakika haber bülteni gibi aynı. yakıştıramadım Livaneli'ye bu kitabı. onun o içtenlikle, kurgusu güzel, dili akıcı bir sürü romanı var iken, böyle her konudan biraz alayım, azıcık da dram olsun demesi, basit gündem oluşturma gibi geldi biraz bana. ki zaten kitabın son 6 sayfasında yer alan röportajda kanıtı gibi bunun. dergide yayınlanan hikaye tadında olmuş anlayacağınız. kolay okunur bir şey ararsanız, severek okursunuz tabi ama Livaneli okuyayım diye elinize almayın, normalde bu kadar basit bir yazar değil kendisi, yanlış tanımış olmanızı istemem.
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
Selâm kitap ailem Bu akşam yorumum aceleye geldi biraz aslında ama İnkılap Yayınlarından çıkanbir eserden bahsedeceğim; Pedro Simón’un ödüllü romanı Nankörler, 1970'ler İspanyol taşrasında geçen, kelimelerin ötesinde bir şefkatle bağlanan küçük bir çocuk ile onun işitme engelli bakıcısı Eme’nin dokunaklı hikâyesini anlatıyor. Zaman ilerleyip çocuk büyüdükçe ve şehir hayatının telaşına kapıldıkça, arkasında bıraktığı bu saf sevgiyle ve hayatına yön veren insanlara karşı istemsizce düştüğü o "nankörlük" hissiyle yüzleşiyor. Yazar, bu naif büyüme hikâyesi üzerinden bizi büyüten, karşılıksız seven ama yaşamın koşturmacasında unuttuğumuz o fedakâr nesle derin bir saygı duruşunda bulunuyor. Hafızanın, çocukluğun ve geç kalınmış minnettarlıkların izini süren roman, okura kendi geçmişiyle yüzleştiği burkuk bir iç hesaplaşma yaşatıyor. Sizler bu güzel eseri okudunuz mu? Yazar: Pedro Simon Yayınevi:İnkılap Yayınları Türü: Roman (Dünya Edebiyatı / Çağdaş Roman) Sayfa Sayısı: 216 sayfa
NankörlerPedro Simón · İnkılâp Kitabevi · 202614 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 12:41
#okudumbitti YAZAR: PEDRO SİMÓN YAYIN: İNKILAP KİTABEVİ ÇEVİRİ: NERGİS GÜRCİHAN Herkese merhabalar bugün Pedro Simón'un kaleme aldığı Nankörler kitabıyla geldim. Kitabımız ilk bakışta bir büyüme hikâyesi gibi görünse de satır aralarında annelik, fedakârlık, sevgi ve zamanın geri döndürülemez etkileri üzerine derin bir anlatı sunuyor. Romanın merkezinde, öğretmenlik görevi nedeniyle sürekli farklı yerlere taşınmak zorunda kalan Mercedes ve oğlu Curro yer alıyor. Curro'nun çocukluk yıllarından başlayıp yetişkinliğine uzanan yolculuğunu okurken yalnızca onun değişimine değil, bir annenin yıllar boyunca verdiği görünmez mücadeleye de tanıklık ediyoruz. Kitabın en güçlü yanı, karakterlerini kusursuz insanlar olarak sunmaması. Mercedes'in aldığı kararlar, Curro'nun yaşadığı kırgınlıklar ve hayatlarına giren insanların bıraktığı izler hikâyeyi son derece gerçek kılıyor. Bu nedenle okurken bazen Curro'nun yanında yer alıyor, bazen de Mercedes'in sessizce taşıdığı yükü hissediyorsunuz. Yazar, büyük olaylardan çok duyguların izini sürüyor. Çocukluk anılarının sıcaklığı, yıllar içinde oluşan kırgınlıklar, özlemler ve geç fark edilen gerçekler romanın her sayfasına sinmiş durumda. Özellikle anne-oğul ilişkisi üzerinden anlatılan sevgi ve fedakârlık, hikâyenin duygusal gücünü daha da artırıyor. Nankörler bana, insanların birbirlerini en çok sevdikleri halde bazen en derin yaraları da birbirlerine açabildiklerini hatırlattı. Geçmişe dönüp baktığımızda bazı fedakârlıkları çok geç fark ettiğimizi, bazı teşekkürleri ise söylemek için geç kaldığımızı düşündüren bir roman oldu. Duygusal yönü güçlü, karakter odaklı ve aile ilişkilerini tüm gerçekliğiyle anlatan romanları sevenler için etkileyici ve unutulmayacak bir okuma deneyimi. #ALINTILAR Sağır birinin yaşadığı sessizlik
NankörlerPedro Simón · İnkılâp Kitabevi · 202614 okunma
Haddini aşan şey, zıddına inkılap eder.
Puan vermedi·160 syf.··
2026 139. kitabı
Othello Bir çırpıda okunabilecek gözünüzün önünden film şeridi gibi akıp gidecek bir şaheser. Çeviri olduğu hâlde yazarın kelimelerle bağı öyle net belli oluyor ki kendi dilinde nasıl bir belagatı vardır tartışılmasa gerek Anlarsam Desdemona'nın atmaca gibi vefasız oldugunu, Onu bana bağlayan köstek yüregimin tellerinden de yapılmış olsa, onu çözer rüzgara salıveririm (s. 75) Desdemona'nın o kar beyaz namusunu katran kuyusuna çeviririm. Desdemona'nın yufka yüreğinden öyle bir ağ öreceğim ki, teker teker yakalanacak hepsi. (s. 57) Ölümüne sebep olan sevgilisine ölürken dahi sevgisini haykıran Desdemona ile aşkı tadacaksınız. Kahramanımız Othello'da Yazarın da dediği gibi kuşku uyandıran bir düşüncenin her ne kadar tatsız gelmese de zamanla insanı nasıl zehirleyebileceğine ve kıskançlığın insanı nasıl bir felakete sürükleyebileceğine şahit olacaksınız. "Önce akıllı uslu bir adamken, bir dakika sonra sersemin biri, çok geçme­ den de hayvanın teki olayım! Ne garip! İçki dolu her ka­deh lanetlidir, içindeki de şeytan." diyen Cassio ile içkinin şeytanın oyunlarına nasıl alet olabileceğini göreceksiniz. Yalan, iftira, para ve makam hırsı ve aklınıza gelebilecek her türlü nefsani arzuya yenilmiş İago ile insan nefsini dizginleyemeyen insanın ne kadar kötü şeyler yapabileceğine tanık olurken "Kötülüğün asıl yüzünü açıkça görebilmek için kötülük etmek gerekir." diyen kötü kahramanımız İago'nun yaptığı kötü planları aslında kendi gibi kötü düşünmeyenlerin de farkedemeyeceğini anlayacaksınız. Azı karar, çoğu zarar derler eskiler. İyi görünen şeylerin de fazlası zarar olabilir. Kıskançlık gereklidir, fazlası felaket olur.
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,8bin okunma
10/10
·152 syf.··
2026 27. kitabı
Onunla enkazın başına gidip sesi kısılana kadar eşi ve kızına seslendiği benimse ümitsizlikle canım pozisyonunda ağlaya ağlaya Uzandığım bir iki saatin sonunda İskenderun Belediyesi'ne ait aş aracı sıcak çorba dağıtmaya başladı sayfakırkbeş . Kaçak çalışılan işler, maruz kalınan şiddet, toplama kampları, kaybedilen arkadaşlar ve tüm bunların içinden filizlenen bir aşk hikâyesi, anlatıcının kendi yas süreciyle iç içe geçiyor. . Ana yola çıktığımızda arabalar vızır vızır önümüzden geçiyordu. Üzerimizde askeri üniformalar vardı otostop çektik ama hiçbiri durmadı. sayfayetmişdört . Yazar Zekeriya Çetin, aynı zamanda depremzedelere destek amacıyla kurulan 4.17 Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği'nin başkanlığını yürütmektedir. . Ağlamaktan kan çanağına dönmüş gözleriyle baktığı yüzümü inceledi bir süre. Bir yabancıya bakar gibi baktı, beni tanımaya çalışır gibi. Gözlerini kısıp kaşlarını çatarak başını hızlıca sağa sola salladı. Nefeslendi sonra devam etti. sayfadoksanbir Roman boyunca Ali’nin Irak’tan başlayıp İran, Van, İstanbul ve Hatay’a uzanan yaşam öyküsü, savaşın ve zorunlu göçün görünmeyen yüzünü ortaya koyuyor. . Ring arabası Sultanahmet Adliyesi'ne vardığında araçta bekledikten sonra gardiyanın azarlamasıyla sessizce ve koşar adımlarla adliyenin zemin katında bulunan nazarathaneye getirilmiştik. sayfayüzondokuz 6 şubat depremini arka plana alırken bireysel kaybın ötesine geçerek göç, aidiyet ve hayatta kalma mücadelesine odaklanmış “Kimsesizler Coğrafyası”, İnkılâp Kitabevi nden çıktı . Zekeriya Çetin, 1978 Hatay’ın Dörtyol da doğmuş. İlk, orta ve Liseyi burada okudu. Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2001 mezunudur. . 20 yıldır İstanbul’da avukatlık ve arabuluculuk yapmaktadır. Her zaman kitapla hemhal olmuş, edebiyat dünyasının içinde yer almış ve “Arızadayız”
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026108 okunma