"Yalılar, villalar, saraylar gözümüzün önünden film şeridi gibi geçerken şâirin: "Mal sâhibi mülk sâhibi, hani bunun ilk sâhibi?
Mal da yalan, mülk de yalan, var biraz da sen oyalan!" dizeleri de aklımızdan geçiyor. Cenâb-ı Mevlâmız ne verirse hayırlısını versin inşâallah. Âmîn.."
Evet şu dünyaya, şu zamana çöken zulmet ve gaflet perdelerini Sözleriniz yırtıyorlar, parçalayıp o zulmeti ve gafleti dağıtıyorlar.
Hangi akıl var ki, hakikat perdesini görüp de, o hakikat perdesinde nur-u hakikat parlarken, onlara gözünü yumup, zulmet perdesine atılmış olsun. Ben de inşâallah zulmete atılmam.
Artık güçlükle bahtiyar olup da tekrar bedbaht olamam.
Barla - 309
Melekler, Hazret-i İbrahim'e bir isteği olup olmadığını sorunca, İbrahim-aleyhisselâm-:
"-Dost ile dostun arasına girmeyin! Rabb'im ne dilerse ben ona râzıyım! Kurtarır ise, lutfundandır. Eğer yakar ise, kusurumdandır. Sabredici olurum inşaallah!.." buyurdu.
Daha sonra Cebrâîl -aleyhisselâm- geldi:
"-Bana bir ihtiyacın var mı?" diye sordu.
İbrahim -aleyhisselâm-:
"-Sana ihtiyacım yok. Ateşi ancak yandıran söndürür. Allah bana kâfidir; O ne iyi vekildir!" buyurdu. (Bkz. Beyhaki, Şuab, II, 29; Ahmed bin Hanbel, Zühd, s. 80; Taberi, Tarih, 1, 242; İbn-i Esîr, el-Kâmil, 1, 99)
Ey üstadımın bu fâni âlemde arkadaşları! İnşâallah âhiret âleminde de yoldaşları olacak olan aziz ve kıymetli kardeşlerim! Şu anda kalbim şöyle inliyor, ben de ihtiyarsız yazıyorum:
Hazret-i Üstad'ın gösterdiği yol, aynen Kur'an'ın cadde-i kübrasıdır;
ondan ayrılmayalım,
hizmetten kaçmayalım,
fütur getirmeyelim.
Sermayesi yalan ve yalancılık olan siyaset propagandaları, sû'-i kesbimiz ile kazanılan ve bugün tevarüs edilen fena şeylere karşı, kaderi ittiham derecesinde muradullaha müdahaleye cesaret etmeyelim.
Biz abdiz.
Sebeb-i hilkatimiz;
seyyidimizi,
yaratanımızı,
râzıkımızı bilmek ve bulmaktır.
Hülâsa-i mevcudat olan Peygamberimiz vasıtasıyla inzal ve ikram buyurulan Kur'an'ın ahkâmına ve o Hazret'in sünnetine tevfik-i harekete bezl ü gayret edelim. İşte o Nur elimizde mürebbi, yanımızda muarrif.
Aramızda Nurları neşre, mürebbi ve muarrifimizi dinlemeye çalışalım.
Biz vazife-i ubudiyeti yapalım, netice-i mükâfatı Hâlık-ı Rahîmimize bırakalım.
Yekdiğerimize en büyük yardım olan duayı da esirgemeyelim.
Barla - 297
Türk ve Arab iki hakikî kardeş millet inşâallah yakın bir âtide ittihad edecek. Ve o ittihad sayesinde, o müdhiş düşmanların Müslümanlar içine saçtıkları fesad tohumları kendi yüzlerine atılacak. Ve zincirler altında inleyen dörtyüz milyon Müslümanlık, yeniden hayat-ı kudsiye-i İslâmiye ile, nev'-i beşerin başına geçip, sulh ve müsalemet-i umumiyeyi temin edecek, inşâallah.