Evet şu dünyaya, şu zamana çöken zulmet ve gaflet perdelerini Sözleriniz yırtıyorlar, parçalayıp o zulmeti ve gafleti dağıtıyorlar.
Hangi akıl var ki, hakikat perdesini görüp de, o hakikat perdesinde nur-u hakikat parlarken, onlara gözünü yumup, zulmet perdesine atılmış olsun. Ben de inşâallah zulmete atılmam.
Artık güçlükle bahtiyar olup da tekrar bedbaht olamam.
Barla - 309
Melekler, Hazret-i İbrahim'e bir isteği olup olmadığını sorunca, İbrahim-aleyhisselâm-:
"-Dost ile dostun arasına girmeyin! Rabb'im ne dilerse ben ona râzıyım! Kurtarır ise, lutfundandır. Eğer yakar ise, kusurumdandır. Sabredici olurum inşaallah!.." buyurdu.
Daha sonra Cebrâîl -aleyhisselâm- geldi:
"-Bana bir ihtiyacın var mı?" diye sordu.
İbrahim -aleyhisselâm-:
"-Sana ihtiyacım yok. Ateşi ancak yandıran söndürür. Allah bana kâfidir; O ne iyi vekildir!" buyurdu. (Bkz. Beyhaki, Şuab, II, 29; Ahmed bin Hanbel, Zühd, s. 80; Taberi, Tarih, 1, 242; İbn-i Esîr, el-Kâmil, 1, 99)
Ey üstadımın bu fâni âlemde arkadaşları! İnşâallah âhiret âleminde de yoldaşları olacak olan aziz ve kıymetli kardeşlerim! Şu anda kalbim şöyle inliyor, ben de ihtiyarsız yazıyorum:
Hazret-i Üstad'ın gösterdiği yol, aynen Kur'an'ın cadde-i kübrasıdır;
ondan ayrılmayalım,
hizmetten kaçmayalım,
fütur getirmeyelim.
Sermayesi yalan ve yalancılık olan siyaset propagandaları, sû'-i kesbimiz ile kazanılan ve bugün tevarüs edilen fena şeylere karşı, kaderi ittiham derecesinde muradullaha müdahaleye cesaret etmeyelim.
Biz abdiz.
Sebeb-i hilkatimiz;
seyyidimizi,
yaratanımızı,
râzıkımızı bilmek ve bulmaktır.
Hülâsa-i mevcudat olan Peygamberimiz vasıtasıyla inzal ve ikram buyurulan Kur'an'ın ahkâmına ve o Hazret'in sünnetine tevfik-i harekete bezl ü gayret edelim. İşte o Nur elimizde mürebbi, yanımızda muarrif.
Aramızda Nurları neşre, mürebbi ve muarrifimizi dinlemeye çalışalım.
Biz vazife-i ubudiyeti yapalım, netice-i mükâfatı Hâlık-ı Rahîmimize bırakalım.
Yekdiğerimize en büyük yardım olan duayı da esirgemeyelim.
Barla - 297
Türk ve Arab iki hakikî kardeş millet inşâallah yakın bir âtide ittihad edecek. Ve o ittihad sayesinde, o müdhiş düşmanların Müslümanlar içine saçtıkları fesad tohumları kendi yüzlerine atılacak. Ve zincirler altında inleyen dörtyüz milyon Müslümanlık, yeniden hayat-ı kudsiye-i İslâmiye ile, nev'-i beşerin başına geçip, sulh ve müsalemet-i umumiyeyi temin edecek, inşâallah.
28. Ey o bütün iman edenler! Müşrikler bir pislikten ibarettirler. Artık bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah sizi lütfu ile zenginleştirecektir inşaallah... Kuşkusuz Allah alimdir, hakimdir.
29. O kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde ne Allah'a ne ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve peygamberinin haram ettiğini haram tanımayan ve hak dinini din edinmeyen kimselerle, küçülmüş aşağılanmış oldukları halde elden "cizye" verecekleri duruma düşene kadar savaşın!