Fıtrat
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) 2002 yılında başlayan iktidarı, neoliberal ekonomik yağmanın tamamlandığı evre oldu. Tarımdaki kotaların ve devlet güvencesinin kaldırılmasıyla milyonlarca köylü, birer işçi adayı olarak şehirlere ve metropollere akarken; güvencesiz işçilik ve taşeronlaşma yasal nitelik kazandı. Bilhassa inşaat, enerji, tersane ve madencilik sektörlerinde azami kâr hırsının bedelini, taşeron ve güvencesiz işçiler ödedi. Yere çakılan İnşaat asansöründe, bayram günü çıkarıldıkları yüksek gerilim hattında, elle pislik toplamaya mecbur bırakıldıkları atık su istasyonunda, tersanede Test için bindirildikleri filikada ve yerin yüzlerce metre altındaki bir madende, "fıtrat" adı verilen iş cinayetlerinde, canlarından kolaylıkla vazgeçilen onlardı. İlkel kapitalizmin ruhunu çağıran bu sömürüden geriye, Bursalı Necla'nın kömüre dönmüş cesetinde parıldayan bir altın kolye kaldı.
Sayfa 19 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Hacı Ömer Sabancı (1906-1966). Türkiye’nin ikinci büyük sanayi ve ticaret topluluğunun kurucusu. Sadece köyde eğitim gördü. 1918-1926 arasında Adana’da ilk modern çırçır fabrikasını açtı. Bu tarihten başlayarak işlerini, başta tekstil, yağ, lastik, otomobil lastiği ve inşaat olmak üzere bütün sektörlere yaydı. 1947’de Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri olan Akbank’ı kurdu. 1967’de ailenin işleri Sabancı Holding bünyesi altında toplandı. Hacı Ömer Sabancı’nın ölümünden sonra holdingin yönetimini oğlu Sakıp Sabancı devraldı. 1980'lerin liberalizasyon politikaları sırasında, Özal ailesiyle sıkı bağlantıları sayesinde grup iyice büyüdü ve Türkiye’nin önde gelen holdingi olan Koy Grubu’yla boy ölçüşür hale geldi.
Reklam
Aşka gelince. Onu bir inşaat yeri gibi görüyorum; içinde kişiliğin söndürülmeye, parçalanmaya, yıkılmaya tabi tutulduğu bir inşaat alanı; başka bir şey değil. Gönüllü olarak, bile isteye kişiliğini yok etmek, ötekine açılmak, onda var olacak bir yer aramak.
Kadından Mühendis Olur mu?
Cumhuriyet'in ilanından sonra, savaşlarla yıkıma uğramış olan ülkenin imar hareketinde, yetişmiş eleman ihtiyacının önemli bir bölümünü Yüksek Mühendis Mektebi mezunları karşılamıştır. Bu arada üniversite eğitiminde de köklü değişiklikler yapılmış, Atatürk'ün 1933 yılında "Muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmak" olarak formüle edeceği hamlelerin en önemlilerinden birini de kadına toplumsal alanda erkeklerle eşit hakların tanınması oluşturmuştur. Kadınların toplumda hak ettikleri yere ulaşabilmelerinin en önemli şartını eğitim oluşturmaktadır. Bunu dikkate alan Atatürk, yükseköğrenim kurumlarına kızların daha fazla kayıt yaptırmasını istemiş ve teşvik etmiştir. Böylece o yıl son kez ortaokul mezunlarının da alındığı Yüksek Mühendis Mektebi'ne, 1927-1928 öğrenim yılında ilk defa olarak kız öğrenci kabul edilir. İşte o öğrencilerden biri olan Sabiha Rıfat, ülkemizde Mühendis Mektebi'nden mezun olan ilk iki kadın mühendisten biridir. Bu mezuniyet, Osmanlı'daki ilk erkek mezunlardan ve dünyada muhtemelen ilk kadın mühendis olduğu düşünülen, 1876 Berkeley mezunu inşaat mühendisi Elizabeth Bragg'dan yaklaşık yarım asır sonra gerçekleşebilmiştir.
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Alıntı
Şimdi o zamanlarda olsak ne inşaat izlerdik be :))
Yapı için kullanılan araç ve gereci bile yazmış şu Hititler! Testere, balta, çekiç, keski, taş keskisi, bıçak, çivi, kazık, takoz, kama imiş bunlar; acaba aralarında unuttuğum var mı? Varsa da bu kadar bilgi yeter bize değil mi dostum?..
1000Kitap
Hitit inşaat Tanrısı ameluşşa :))
Bazalt, diyorit, kireçtaşı, alabastar, sumermeri gibi taşlar kullanmışlar. Yarı değerli taşlardan kırmızı taş olarak tanımladıkları akik, dağ kristali, lacivert taşı da biliyorlardı ki, temellere koymuşlar onları. Lacivert taşı bilmeleri çok önemliymiş. Bu taş, ta Hazar Denizi'nin güneyinde ve bugünkü Afganistan topraklarından çıkıyormuş. Sumerlilerin bu taşı bilmelerini ve oralardan ilk çağlarda bol bol getirtmelerini, kendilerinin oralardan gelmiş olmalarına bağlıyorlar. Acaba Hititler de oralardan mı geldi?
1000Kitap
Reklam
Reklam