Puan vermedi·312 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 09:54
Sevdalinka (kelime anlamıyla); Bosna-Hersek'te geleneksel bir müzik tarzıdır. Boşnakların halk müziğidir Birçok sevdalinka şarkısının gerçek bestecisi bilinmiyor. Sevdah kelimesi ise genellikle (Türkçe: Sevda) Boşnak geleneği ve folkloru için kullanılır, çoğunlukla aşk duygularının veya derin, dindirilemeyen (bir kişiye, şehre ya da yöreye karşı duyulan) tutkunun yarattığı ağır ve melankolik duyguları anlatır. (wikipedia) Ayşe Kulin 'in kaleme aldığı Sevdalinka ,1992 Bosna Savaşı sırasında yaşanan insanlık dramını ve Boşnak halkının maruz kaldığı soykırımı merkezine alır. Kitabın ana fikri; savaşın yıkıcı ve insanlık dışı yüzüne rağmen, sevginin, hoşgörünün, kültürel kimliğin ve insan onurunun her türlü yıkımdan sağ çıkabileceğidir. Sevdalinka , Yugoslavya Federatif Cumhuriyeti’nin dağılma sürecinde Sırp lider Miloşeviç’in Büyük Sırbistan hayaliyle Balkanları ateşe vermesini ve özellikle Bosna Hersek’in bağımsızlık ilanından sonra Sırpların bu topraklarda ve bütün dünyanın gözleri önünde korkunç bir Boşnak katliamı gerçekleştirmesini anlatır. Bunun dışında romanda, Boşnakların tarihî seyirde vatanlarında uğradıkları zulüm ve acı dile getirilir. Boşnakların 1200’lü yıllardan başlamak üzere Osmanlı Dönemine kadar, 1878 Berlin Antlaşması ile Osmanlılardan kopuşu ve Avusturya Macaristan İmparatorluğuna geçişi ve İkinci Dünya savaşı dönemi ve sonrasında uğradıkları sıkıntıları yine belgelerden hareketle bir tarihçi titizliğiyle gözler önüne serilir. Dolayısıyla roman, belgesel nitelikli tarihî bir roman hüviyeti taşımaktadır. Kitapta yazılan olaylar belgesel nitelikli, tarihi ve siyasi kişilerin dışındaki karakterler kurgudur. Bu bölümler spoiler içerir Romanın ana karakteri Nimeta, bir inşaat mühendisi ile evli ve iki çocuk annesidir. Bosna Televizyonunda haber
Edebiyat
SevdalinkaAyşe Kulin · Remzi Kitapevi · 015,3bin okunma
Kitap yorumum
8/10
·460 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 13:42
SEKİZ BUÇUK METREKARE Sekiz Buçuk Metrekare kitabının yorumuyla sizlerleyim. 25 yıl önce yaşanmış bir cinayet olayı tüm kartların yeniden dağıtılmasına neden oluyor. İşlenen konu biraz sinir bozucu gelebilir. Okurken bazı kısımlarda çok rahatsız olduğum olaylar yaşandı. Kitabın bazı yerlerini pek sevemedim. Genel itibarıyla çok güzeldi ve katil hiç ummadığım bir isim çıktı. Ters köşe olmaya hazır olun. Sekiz Buçuk Metrekare kitabından bahsedecek olursam; İstanbul Kuştepe‘de başlatılan bir yıkım çalışmasında inşaat ustasının dikkati sayesinde bir insan kafatasına rastlanıyor. Olay yerine gelen inşaat sahasının sahibi Halit Tunç, bulunan cesedi ait kafatasını örtbas atmayı düşündü. Ancak kepçe operatörünün açmış canlı yayın ve polise ihbar etmesi inşaatın durmasına vesile oldu. Kuştepe’ye gelen Cinayet Büro Amirliği’nden Başkomiser Feraye ve yardımcısı Komiser Cavit, inşaat yetkilisi ve Tunç holding’in sahibi Halil Tunç ile görüşme yaptı. Ardından Başkomiser Feraye, adli tıptan Aynur Aynur’dan gerekli ön bilgileri aldı. Cesedin 20-25 yıl önce toprağa gömülüp üzerine beton atıldığı tahmin ediliyor. Ceset, dini tahammüllere uygun olarak kefenlenmiş ve kıbleye doğru yatırılarak defnedilmiş olarak bulunduğu söyleniyor. Başkomiser Feraye, büyük bir titizlikle yürüttüğü bu cinayet soruşturmasında hiç ummadığı olaylarla karşılaşacak. 25 yıl önce öldürülen kişi kim? Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın dostlar #neokudum #okudumbitti #kitapyorumu #bookstagram #keşfet #erdeminkitapligi #sekizbuçukmetrekare #özlemabutotluoğlu #herdemkitap #sayfa460
Gerilim
Sekiz Buçuk MetrekareÖzlem Abut Otluoğlu · Herdem Kitap · 20262 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Polisiye
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 13:02
Çağatay Yaşmut Çağatay Yaşmut'un "Moda Cinayetleri" romanı, bir cinayet soruşturmasının izini sürüyor gibi görünse de suçun, siyasetin, inancın, rantın ve insan ilişkilerinin birbirine dolandığı çok katmanlı bir toplumsal panorama sunuyor. Üniversite hocası Aziz Aksoy ve genç eşi Pelin'in vahşice öldürülmesiyle başlayan hikâye, kısa sürede sıradan bir polisiyenin sınırlarını aşarak devlet içindeki yapılanmalardan emniyet müdürünün tutuklanmasına, üniversitelerde yaşanan ideolojik çatışmalardan kent rantı uğruna gecekonduların yıkılmasına kadar uzanan geniş bir alana yayılıyor. Aziz Aksoy'un İstanbul Boğazı'nın ortasından geçerek Polonezköy'e kadar uzandığını ortaya koyduğu fay hattı araştırmaları, romanın yalnızca jeolojik değil, toplumsal fay hatlarını da görünür kılan güçlü bir metaforuna dönüşüyor. Başkomiser Galip, Serdar, Mustafa ve Melike yalnızca suçluların peşinde koşan polisler değil; aynı zamanda kendi hayatlarının yükünü taşıyan insanlar olarak karşımıza çıkıyor. Galip'in sevgilisi Oya ile yaşadığı ayrılık süreci ve ardından gelen intihar girişimi, soruşturmanın sert atmosferine insani bir kırılganlık katarken, hastanede doktor şiddetinin ortasında kalması ve dayak yemesi devlet otoritesinin bile zaman zaman çaresizleşebildiğini gösteriyor. Serdar'ın üniversitedeki saldırılar sırasında kendisini kaosun ortasında bulması, Mustafa'nın platonik aşkı Tülay'ın peşinde sürüklendiği trajikomik olaylar ve bir ihbar sonucu sevdiği kadının evine baskın yapmak zorunda kalması karakterlerin psikolojik derinliğini artıran önemli ayrıntılar olarak öne çıkıyor. Yaşmut'un en büyük başarısı, cinayeti yalnızca "kim yaptı?" sorusuna indirgememesinde yatıyor. Cinayetin arkasındaki ilişkiler ağı, gecekondu sakinlerini evlerinden çıkararak arsalarına
1000Kitap
Moda CinayetleriÇağatay Yaşmut · Oğlak Yayınları · 2018110 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2026 108. kitabı
Bugün sizlere okurken düşündürecek bir kitapla geldim. Asıl mesleği inşaat mühendisliği olan @vuslatvrlclk ’nun edebiyat dünyasına adım attığı ilk eseri “Ben Bu Dünyaya Ait Değilim”, isminin taşıdığı o tanıdık ve derin yabancılaşma hissini merkezine alan sarsıcı bir ruhsal uyanış romanı. Eser, İstanbul’un keşmekeşinde genel cerrah olarak hayat kurtarırken aslında kendi içindeki o derin boşluğu doldurmaya çalışan hassas bir kalbin, Yağmur’un hikayesini konu alıyor. Biraz nefes almak için çocukluğunun geçtiği Ordu’nun Ulubey ilçesine doğru yola çıkan Yağmur’un kaderi, yolda rastladığı feci bir kazada minibüste sıkışan Utku’ya yaptığı ilk müdahaleyle tamamen değişiyor. Bu ilk tıbbi dokunuş, sadece bir operasyon olmanın ötesine geçerek kaderin ağlarını ördüğü gizemli ve ilahi bir bağın başlangıcına dönüşüyor. Yazarın bir cerrah titizliğiyle kurguladığı bu satırlarda, insan ruhunun karmaşasını ve evrenin görünmez frekanslarını çok naif bir dille okuyoruz. Yağmur’un doğaya olan aşkına rağmen bu dünyaya ait hissedemeyişi, İstanbul’a dönüşünde babasının ani vefatıyla gelen o acı telefonla adeta paramparça oluyor. Ölümle hayat arasındaki o ince çizgiyi iliklerimize kadar hissettiğimiz bu zor günlerde, üniversite yıllarından beri gölgesi gibi yanında olan Yankı Bey’in karşılıksız sevgisi Yağmur’a sığınacak güvenli bir liman sunuyor. Ancak genç kadının zihni ve ruhu, sürekli o kazada hayatına dokunduğu Utku’ya doğru çekiliyor. İkilinin arasındaki bağ sıradan bir aşk hikayesi değil; adeta ruhun kendi frekansını bulma çabası ve derin bir iyileşme yolculuğu olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle kitabın içeriğinde yer alan “Yaradan’a Mektup” ve Utku’ya yazılan sızılı mektuplar o kadar samimi ve duygu yüklü ki okurken insanın boğazı düğümleniyor. Vuslat Varol Çolakoğlu, okuru sadece
Ben Bu Dünyaya Ait DeğilimVuslat Varol Çolakoğlu · Theseus Yayınevi · 20266 okunma
9/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2026 176. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 12:13
"Keşke, yaptığımız hataların gecikmiş çığlığıdır." Keşke, sözcüğü kullanmayı hic sevmediğim ve istemediğim sözcüklerden. Ama illa ki her insanın hayatında Keşke ler oluyor .Bu kitabı okuyunca Keşke köy enstitüleri kapatılmasaymış diyeceksiniz. Bir Köy Enstitüsü romanı Keşke. Bu güzergahta da büyük ve bitmeyen bir aşk.. Sema Soykan okumak böyle bir şeydir zaten .Aşk okuyacağım diye elind aldığın kitap ,zihnine bir sürü bilgiyi doldurur ve şaşırır kalırsın. Bu yazarın okudugum beşinci kitabı .Hepsinde aynı duyguyu yaşadım. Fikret ve Sabia. Ikisi de köylerinden köy enstitüsune geldiğinde buluşuyor kaderleri.Öyle bir yer ki bu enstitüler,köyünden gelen, hiç birsey bilmeyen çocuklar zamanla dünya klasikleri okuyan ,Mozart çalabilen ,tiyatro oynayan ,duvar sıvalayan ,halı dokuyan,tarım yapan insanlara dönüşüyor. Onlar da birbirlerine aşık ve hayaller kuruyorlar geleceğe dair .O kadar utangaçlar ki şiir dizeleriyle sesleniyorlar birbirlerine .. Ama sevgililer kavuşamıyor.Hic beklemedikleri olaylar geliyor başlarına . Doktor Sabia ve avukat Tarık bir şekilde yolları kesişince, bazı saklanan gerçeklerin peşine düşüyorlar. Bunlar olurken ülkenin siyasi ve sosyolojik atmosferini de okuyoruz .Gözüm açıldı bazı konularda gercekten .Hiç birsey göründüğü gibi değil. Siyaset çok acayip ya .Hayatlarımız resmen Bazılarının ipiyle kukla gibi oynatılıyor . Seneler önce İzmir Selçuk ta Nesin Matematik Köyüne gittim .Simdi hercayz uğrarım o köye .Gittigimde çocukların bazıları temizlik yapıyordu, bazıları yemek. Bir tarafta gitar çalıp şarkılar söyleyenler vardı .Amfilerde dersler veriliyordu .Kocaman bir kütüphane vardı .Orayı çok araştırdım sonra .Aziz Nesin in oğlu Ali Nesin tarafından kurulmuş. Lise yaşlarından itibaren gençler yaz kampı gibi kalıyorlar. Hem ders işliyor hem
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,007 okunma
6/10
·330 syf.··
2026 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 23:23
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere Türk edebiyatı yazarlarından Zülfü Livaneli'nin (d. 1946), Kardeşimin Hikayesi adlı romanı hakkında bilgi vermeye çalışacağım. 2013 yılında yayımlanan eserde aşk, cinayet, yalnızlık gibi temalar işlenmiştir. Kitabın konusuna gelecek olursak; Karadeniz'in sakin bir sahil köyünde genç bir kadın öldürülür. Cinayeti araştırmak için köye gelen genç ve güzel gazeteci bir kız cinayetle ilgili bilgi almak için emekli bir inşaat mühendisinin kapısını çalar. Gazeteci kız, köyde kaldığı sınırlı sürede bir taraftan cinayetle ilgili bilgi toplamaya çalışırken diğer taraftan da bu tuhaf ve yalnız mühendisin sırlarına vakıf olur. Peki cinayeti kim işlemiştir, mühendisle bir ilgisi var mı? Okuyup görelim. Kitapla ilgili benim görüşlerime gelelim: Öncelikle şimdiye kadar hiçbir Zülfü Livaneli eserine heyecanla başlamadım, çünkü okuduğum ilk kitabından sonra bunu öğrendim. Belli bir standartı var ama kalemi kesinlikle iyi değil. Bu eser özelinde ise, daha ilk satırdan başlayarak edebi dili olmayan bir kitap okudum diyebilirim. Kitapla ilgili tek pozitif taraf, sonunu merak edip okumaya devam etmemdi ve sonu gerçekten şaşırtıcıydı. Hikaye ise basit bir aşk hikayesi, liseli ergenlere hitap ediyor diyebilirim. Ayrıca Livaneli'nin her eserinde bir genç kız fantezisi yaratması da okuyucu olarak bana çok itici geldi. Dil akıcı, birgünde bitirilebilir. Ama bende bıraktığı etki kocaman bir hiç! Livaneli eserlerini burada noktalıyorum, artık hiçbir eserini okumayacağım. Keyifli okumalar dilerim.
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,6bin okunma