Karanlığa Yakılan Bir Işık
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 13:54
Atuan Mezarları, Yerdeniz serisinin ikinci kitabıdır. Bu serideki kitaplara kısaca bakacak olursak: Yerdeniz Büyücüsü (1968) Atuan Mezarları (1971) En Uzak Sahil (1972) Tehanu (1990) Yerdeniz Öyküleri (2001) Öteki Rüzgâr (2001) Ursula K. Leguın bu seriyi yazarken kurmuş olduğu Yerdeniz dünyasının altı romanlık büyük bir destana dönüşeceğine dair bir planı olduğuna ilişkin bilgiler yok. Yazar, ilk kitabın başarısından sonra bu dünyanın anlatacak daha çok hikâyesi olduğunu fark ettiğini düşünüyorum. Yazarımızın, daha önce okuduğum Anlatış romanında da hikâyelerin önemine yaptığı vurguyu düşündüğümde, sanki Yerdeniz'de bunu bizzat yaşayarak bize gösterdiğini hissediyorum. Yerdeniz dünyasını oluşturduktan sonra, aynı dünyanın içinde farklı kahramanların hikâyelerini anlatarak bu evreni büyütmeye devam ediyor. Yerdeniz Büyücüsü Ged'in büyümesi üzerine kuruluyken, ikinci kitap olan Atuan Mezarları tamamen Tenar'ın romanı. Burada da yine bir büyüme, bir aydınlanma ve sonunda kendini bulan Tenar'ın hikâyesini okuyoruz. Tenar değişimin gücü, aslında değişimin tam da kendisi. Evet, insan ne kadar derin ve karanlık bir sistemin içinde yetişmiş olursa olsun, gördüğü küçücük bir ışık bile onu değiştirebilir. Kendini aşabilir. Yeter ki önüne aşılmaz duvarlar örmesin; kendini bulmayı, kendini önemsemeyi ve kendini anlamaya giden yolları tamamen kapatmasın. İlk romanda Ged hata yapar, öğrenir, eğitim alır, bir okulda kendisini geliştirir, yolculuk eder, dünyayı tanır, ejderhalarla karşılaşır. Önünde sürekli açılan yeni kapılar vardır. Korkuları da vardır, merakı da; ama bütün bunlarla birlikte hareket etme özgürlüğüne de sahiptir. Tenar'ın hikâyesi ise bunun tam tersidir. Çocuk yaşta ailesinden alınır ve belli bir yaşa gelip Atuan Mezarları'nın başrahibesi oluncaya kadar
İnceleme
Atuan MezarlarıUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20215,1bin okunma
Puan vermedi
Gerçekten de edebiyatımızın iki binli yıllarının en güçlü romanlarından biri "Yeşil Peri Gecesi". Romanın anlatıcısı olan ana karakterinin dilini, dünyasını, psikolojisini aktarmak konusunda (birkaç yerde tekrara düşse de) olağanüstü bir başarısı var yazarın. (Üstelik karakterin adını bütün bir roman boyunca saklı tutarak...) Yazar, alıntıları ve referanslarıyla da öykünün ve özellikle ana karakterinin çekiciliğini arttırmayı başarmış, hikaye kurgusundaki 'lineer' akışı da bozarak olay örgüsünün tansiyonunu ve akıcılığını arttırmış. Hatta oluşabilecek bazı ufak gedikleri de bu sayede görünmez kılmış. Kitabın arka kapak yazısında da bahsedilen yüzleşme ve hesaplaşmaların bugün çok daha vahşi ve acımasızca yaşandığı ise çok acı bir gerçek maalesef.. Okuduğum 10 gün boyunca beni sımsıkı kendine bağladı. Bitince insan bu ritm duygusunu ve öfke, sevgi, heyecan, hüzün, melankoli gibi her türlü duygunun en alevli betimlemelerle anlatıldığı yüksek oktanlı metni özleyeceğini çok iyi biliyor.
Yeşil Peri GecesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 201011,8bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·224 syf.··
2026 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 11:24
“Birçok insanın bakışları yerine tek bir kişinin gözleri, mutlu bir yaşam için yeterdi.” Öncelikle kapağından bahsetmem lazım. Son zamanlarda gördüğüm en güzel kapak tasarımlarından biri olabilir. Hikâyeden küçük detayları kapağa öyle tatlı yerleştirmişler ki, kitabı bitirdikten sonra dönüp tekrar tekrar bakmak istedim. Bu kitabı da yine sevgili sahafımdan bulup aldım. Böylece Tuhaf İsimli Kitaplar koleksiyonuma bir kitap daha eklenmiş oldu. Kitap; insanlar, robotlar ve hayvanların yollarının kesiştiği, bilim kurgu ile sıcacık bir yaşam hikâyesini bir araya getiriyor. Birbirinden farklı karakterlerin hayatlarını okurken aslında hepsinin aynı şeye ihtiyaç duyduğunu görüyorsunuz: anlaşılmaya, dinlenmeye ve biraz yavaşlamaya… Hikâyeye gerçekten bayıldım. Uzun zamandır beni bu kadar iyi hissettiren bir kitap okumamıştım. İnsan, robot ya da hayvan… Hiç fark etmeksizin herkesin hayatta biraz yavaşlamaya ihtiyacı olduğunu öyle güzel anlatıyor ki. Bir yandan da sessiz kalıp içimize attığımız duyguları paylaşmanın, konuşmanın ve birbirimize açılmanın aslında “insan olmanın” en önemli parçalarından biri olduğunu sıcacık bir hikâyeyle hissettiriyor. Neredeyse okuduğum her kitapta kendime bir karakter seçerim; ömür boyu gönlümde taşıyacağım biri olur. Bu kitapta o karakter hiç düşünmeden Koli oldu. Onu koruyup kollamak, sarıp sarmalamak istedim. Kitabın sayfalarını aceleyle çevirmek yerine içinde biraz vakit geçirmek istedim. Bence tam da anlatmak istediği şey buydu: Ancak yavaşladığımızda gerçek neşeyi hissedebiliriz.
Binlerce MaviCheon Seon-Ran · Yuzu Kitap · 2025724 okunma
Tanrı’yı Yargılayan Bir Roman
7/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2026 163. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 11:40
Bazı kitaplar hikâyesiyle etkiler, bazıları ise sizi kendi inançlarınızı, doğrularınızı ve adalet anlayışınızı sorgulamaya iter. Kabil, benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Bu, Jose Saramago’dan okuduğum ikinci kitap. İlk olarak Körlük’ü okumuş ve yazarın insan doğasına dair cesur bakış açısından oldukça etkilenmiştim. Kabil ise bunu bambaşka bir noktaya taşıdı. Roman, Habil’i öldürdükten sonra zaman ve mekândan bağımsız bir yolculuğa çıkan Kabil’in gözünden ilerliyor. Kabil; Nuh Tufanı’na, Lut kavminin helak edilişine, İbrahim’in oğlunu kurban etmeye götürülüşüne ve Eski Ahit’teki birçok olaya bizzat tanıklık ediyor. Ancak bu tanıklıklar, kutsal metinleri tekrar etmek için değil; onları sorgulamak için var. Kitap boyunca beni en çok düşündüren nokta, Tanrı’nın insanlığı defalarca yok etmeye karar vermesi oldu. Nuh Tufanı’nda ya da Lut kavminin helakinde yalnızca suçlular değil, henüz hiçbir günah işlememiş masum çocuklar da ölüyor. Saramago tam da burada okuyucunun zihnine rahatsız edici ama güçlü bir soru bırakıyor: Mutlak adalet dediğimiz şey gerçekten adalet mi? Kabil de yaşananları gördükçe yalnızca Tanrı’yı değil, kendi yaratılışını da sorgulamaya başlıyor. Tanrı’nın bu denli acımasız ve adaletsiz göründüğü bir düzende insanın yeri nedir? Romanın en etkileyici yanı, bu soruları cevaplamaya çalışmaması. Okuyucuyu kendi vicdanıyla baş başa bırakması. Kitapta altını çizdiğim onlarca cümle oldu. Bunlardan biri de şu: “Nedensiz sonuç olmayacağı gibi, sonuçsuz neden de olmaz.” Bu cümle yalnızca romanın değil, hayatın da özeti gibi geldi bana. Saramago’nun üslubunu artık daha iyi anladığımı hissediyorum. Herkesin cesaret edemeyeceği soruları soruyor; bunu yaparken de okuyucuyu kışkırtıyor ama düşünmeye de zorluyor. Belki de onu farklı yapan tam
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 64. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 20:57
Dünya devletleri, Dünya'da yaşanan yıkıcı silahlanma yarışına son vermek için bir karar alıyor ve tüm silah üretimini, askeri yapay zekaları, robotları Ay'a yolluyor. Ay, ülkelere göre ayrılan sektörlere bölünüyor ve insanların müdahalesi olmadan burada makinelerin kendi kendine gelişmesi, evrilmesi izleniyor. Böylece yeryüzünde mutlak bir barış sağlanırken, savaşlar Ay'a taşınıyor ancak burada oluşan bilinmezlik beraberinde korku da getiriyor. Böylece iş yine Lem'in birçok kitabında yer verdiği kozmonot Ijon Tichy'e düşüyor. Gizli bir görevle Ay'a gönderilen Tichy, dünyaya beyninin iki lobunu birbirine bağlayan korpus kallozumu kesilmiş halde dönüyor ve böylece kafasının içinde iki farklı karakter oluşuyor. Kitap boyunca da öncelikle Tichy'nin bu durumu içinde Dünya'daki durumu, sonrasında da geriye dönüşler ve güncel zamanda geçen olaylarla birlikte Tichy'nin Ay'da neler gördüğü, neler öğrendiği gerçeğine kavuşma çabasını takip ediyoruz. Çok ilginç fikirlerin bir araya getirildiği bu kitabı okumak çok keyifliydi ama özellikle sonunun bu kadar aceleye getirilmiş olması çok hoşuma gitmedi. Yine de belli bir sonuca ulaşmaktansa zaten amaç biraz daha orta bölümlerde Lem'in paranoyaya ve özellikle nekroevrim, yani cansız varlıkların insan etkisi olmadan yaşadığı ilerleme ve evrim süreci olduğunu düşününce yalnızca böylesi ilginç kavramlar ve olaylar üzerinden kitabı düşündüğümüzde oldukça güzel bir kurgu diyebilirim.
Dünya'da BarışStanislaw Lem · Alfa Yayınları · 202069 okunma
Puan vermedi
Bazı kitaplar bir hikâye anlatmaz; insanın zihninin içinde dolaşır. Kafadan Doğumlar da tam olarak böyle bir kitap. Günter Grass, bir çiftin çocuk sahibi olma düşüncesinden yola çıkarak aslında modern insanın korkularını, geleceğe dair kaygılarını ve dünyaya karşı duyduğu güvensizliği anlatıyor. Bu kitapta asıl mesele bir çocuğun doğup doğmaması değil; insanın, kendi yarattığı dünyaya bir çocuk getirmeye cesaret edip edememesidir. Sayfalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki bazen en büyük yolculuklar ülkeler arasında değil, insanın kendi zihninde gerçekleşiyor. Kimi zaman bir otel odasında, kimi zaman bir tren yolculuğunda, kimi zaman da sıradan bir konuşmanın içinde insan kendini, geleceği ve varoluşu sorgulamaya başlıyor. Çünkü bazen en büyük doğumlar, dünyaya değil, insanın kafasının içinde gerçekleşir. Ve o düşünceler, doğdukları anda bizi biraz daha tuhaflaştırır.
Kafadan DoğumlarGünter Grass · Gendaş Kültür Yayınları · 200028 okunma