"...Ama sonra, büyüdükçe ilkin kendimden nefret etmeye başlayıp da kaşla göz arasında sahip olduğum ayrıcalıkları yitirince çırıl çıplak kaldım ve her şey çirkinleşti."
"Etrafımda çok insan olunca ne denli yalaka oluyorum kim bilir. Asla söylemek istemediğim şeyler, ruh hâlimi hiç yansıtmayan şeyler uydurup lak lak ediyorum. Çünkü böyle yapmanın kendi menfaatime olduğunu düşünüyorum. İğrenç bence. Keşke bir an evvel ahlak kurallarında reform yapılabilse. Böylece yaltaklık yapmaya ve kendim için değil de, başkalarının beklentilerine göre şekillenen günlerimi akmayan su gibi geçirmeme gerek kalmaz."
"Yalan söylemeyen kimse var mı acaba? Varsa şayet, ebediyen kaybeden biri olacaktır. Akrabalarımın arasında, edebiyle adabıyla yaşayan, inancı güçlü ve hayallerinin peşinden koşup hakiki anlamıyla yaşayan biri var ama diğer bütün akrabalarım onu küçümsüyor. Aptal yerine koyuyorlar."
"Okulda öğretilen ahlak anlayışının, toplumun âdetlerinden çok farklı olduğunu büyürken öğrendim. Okuldaki ahlaka kayıtsız şartsız sadık kalmak isteyenler salak muamelesi görüyor. Tuhaf olarak yaftalanıyor. Asla başarıya ulaşamıyor ve hep fakir olarak kalıyorlar."