Her bedensel acıya bir de ruhsal acı eşlik ediyordu bu kentte. Kalabalık ve yalnızlık aynı ölçüde ağırdı. Aşk acısı, yoksullukla yarışıyordu. Geçim sıkıntısı, yaşlılıkla aynı hızda ilerliyordu. Salgın hastalıklar ile salgın korkular kol kola gidiyordu. Derilerinin altında damar yerine fiber kablo lar dolaştığını sanan çocuklar büyüyor, ceplerinde ayna yerine hesap makinesi taşıyan yaşlılar çoğalıyordu. Dillerindeki harflerin yerini rakamlar alıyordu. Aşkın paraya dönüştüğünü söylüyorlar, ama ceplerinden hesap makinesini çıkarıp hesap yapsalar da, paranın neden aşka dönüşmediğini çözemiyorlardı. Rakamlar yetmiyordu.