Büyük Tekumse’nin (1768-1813) vasiyetnamesi de şöyle:
“Öyle yaşayın ki, ölüm korkusu yüreğinize asla girmesin. Kimseyi dininden ötürü taciz etmeyin, görüşlerine saygı gösterin, sizin görüşlerinize saygı göstermelerini talep edin. Yaşamı sevin, yaşamınızı mükemmelleştirin, çevrenizdeki her şeyi güzelleştirin. Ömrünüzün uzun olmasını ve halkınızın hizmetinde geçmesini sağlamaya çalışın. Ölüme gideceğiniz gün için soylu bir şarkı hazırlayın. Tenhada karşılaştığınız ya da yanınızdan geçen bir arkadaşınızı hatta yabancıyı her zaman bir kelime ya da işaretle selamlayın. Herkese saygı gösterin ama kimseye yaltaklanmayın, ayaklarına kapanmayın. Sabah kalktığınızda yedikleriniz ve yaşadığınız için şükredin. Şükretmek için bir neden bulamıyorsanız, kabahat sadece sizdedir. Hiç kimseyi ve hiçbir şeyi suistimal etmeyin, çünkü suistimal bilgiyi maskara eder, ruhun basiretini gaspeder. Ecel geldiğinde yüreği ölüm korkusuyla dolanlardan, ağlayıp sızlayanlardan, hayatları yeni baştan daha farklı yaşamak için biraz daha fazla zaman için dua edenlerden olmayın. Sagunuzu söyleyin ve sılasına dönen bir kahraman gibi ölün.”⁸³