Hwang Bo-reum’un Hyunam-Dong Kitabevi, okurunu yormayan ama derinlerde uzun süre yankı bulan sıcacık bir roman. Yazar, kitabın son sözlerinde adeta bütün metnin ruhunu özetler:
"Enerjimizi söküp almayan, tam aksine içimizi dolduran; başlangıcında beklenti, sonunda ise memnuniyet olan bir gün…
Bizi büyüten durumların yaşandığı, büyümekten doğan umudun yeşerdiği, güzel insanlarla yapılan anlamlı konuşmaların çiçek açtığı bir gün…
Hepsinden önemlisi, bedenin keyif sürebildiği, zihnin kabullendiği bir gün…"
Hyunam-Dong Kitabevi tam olarak böyle günlerin romanı. Hayatın hızına, bitmek bilmeyen beklentilere ve “daha fazlası” baskısına yorulmuş insanlar için sakin bir durak gibi. Büyük kırılmalar, çarpıcı dramatik anlar yerine; küçük fark edişler, içsel kabullenişler ve insanı yavaşça iyileştiren gündelik anlar anlatılıyor.
Roman, bir kitabevi etrafında şekillense de aslında kitaplardan çok insanlara odaklanıyor. Birbirine yolu değen karakterler; geçmiş pişmanlıklarını, yarım kalmış hayallerini ve hayatla kurdukları mesafeyi samimi sohbetler aracılığıyla paylaşırken okura da kendini sorgulama alanı açıyor. Bu sohbetler, aceleyle tüketilen diyaloglar değil; zamanla demlenen, okurun içini ısıtan konuşmalar.
Hwang Bo-reum’un dili sade ama etkili. Gösterişli cümleler kurmadan, küçük ayrıntılarla büyük duygular yaratmayı başarıyor. Kitap, “hayatta her şey yoluna girmek zorunda mı?” sorusunu sormuyor belki ama şunu fısıldıyor: Her şey yoluna girmese bile, insan kendisiyle barışabilir.
Hyunam-Dong Kitabevi, hızlı tüketilen romanlardan değil. Daha çok bir fincan kahve gibi; yavaş yavaş içiliyor, bittikten sonra ise geriye huzurlu bir tat bırakıyor. Kendine alan açmak isteyen, hayata biraz daha yumuşak bakmayı özleyen ve “iyi bir gün”ün ne demek olduğunu yeniden hatırlamak isteyen