Orhan Kemal’in “Baba Evi” (1949) ve “Avare Yıllar” (1950) romanları, yazarın otobiyografik nitelikler taşıyan erken dönem eserlerindendir. Bu iki roman, yazarın çocukluk ve gençlik yıllarından başlayarak, toplumsal gerçekçiliğe yönelen sanat anlayışının temellerini atar.
Baba Evi, Anadolu’da geçen bir çocukluk hikâyesidir. Roman, politik nedenlerle sürgün edilen bir babanın ve onunla birlikte zor koşullarda yaşam mücadelesi veren bir ailenin öyküsünü anlatır. Eserde baba figürü, hem idealist hem de otoriter bir karakter olarak karşımıza çıkar. Yazar, çocuğun gözünden yoksulluk, aile içi çatışmalar ve değişen toplumsal değerleri işler. Bu yönüyle “Baba Evi”, bireysel bir büyüme hikâyesi olduğu kadar, aynı zamanda bir dönemin sosyo-politik atmosferinin de aynasıdır.
Avare Yıllar, “Baba Evi”nin devamı niteliğindedir. Bu romanda anlatıcı, çocukluk döneminden çıkarak gençlik yıllarına adım atar. Geçim sıkıntısı, işsizlik, tutunamama ve hayata karşı duyulan yabancılaşma romanın merkezindedir. Kahraman, bir yandan kendi kimliğini bulmaya çalışırken, diğer yandan toplumun alt kesimlerinde yaşanan zorluklara tanıklık eder. Orhan Kemal’in sade, samimi dili ve insan sevgisi bu eserde belirgin şekilde hissedilir.
Her iki roman da Orhan Kemal’in toplumsal gerçekçiliğe geçişinin habercisidir.Orhan Kemal’in kullandığı sade ve canlı dil, okuyucuda kendi çocukluğunu hatırlatır. Öyle ki, “...büyük ayaklarıyla yampiri yampiri basan...” gibi ifadeler, okuyucuya çok tanıdık gelecektir. Keyifli okumalar...