Lise yıllarımda hayatıma yön vermiş, sunduğu eserlerde düşünce altyapımı ve hayatı algılama şeklimi değiştirmiş çok değer verdiğim yazarlardan biridir. İlk okuduğum kitabı Korkuyu Beklerken'di. Çok sevmiştim. Neredesin sevgili okuyucum? Burdayım! Açıkçası, tüm hatıraları yazmak yok aklımda. Oğuz Atay'ın tüm eserlerini herkese gönül rahatlığıyla önerebilirim belki. En çok yoğun düşüncelere sahip, düşüncelerde boğulan, bir kelimeyi veya cümleyi farklı konularda birleştirip zincirleme düşünce oluşturan insanların okuması daha doğru geliyor bana. Oğuz Atay'ın edebi dili kullandığı cümle yapısı bu kişiler için bence daha uygun. Okurken fark ettikçe insan gülümsüyor. Yine de Sagopa Kajmer'in 56 Denklemli Intro'da bulunan Skit-te bahsedildiği üzere bir şeyin olmasını istiyorsanız o konuda ısrarcı olmanız gerekmektedir. Bir duyguyu hissetmek, yapmak ve yapmaya devam etmek için size bir anlam ifade etmese bile sürekli tekrarlamak gerekir. Arkadaşımla konuşurken Tehlikeli Oyunlara başlayacağını söylemişti. Sonra ben başladım ha-ha. Diğer eserlerini buraya ekler miyim bilmiyorum altını çizdiğim yerleri paylaşır mıyım -bunlar çok uzun zaman önceydi- bilmiyorum. Sanırım hayır. Tehlikeli Oyunlar'dan sonra farklı bir yazardan kitaba geçerim gibi. Buraya katılmak gibi bir niyetim de ilk başta yoktu hep sonradan. Tehlikeli Oyunlar çok değer verdiğim arkadaşımdan bana ait ve benim içimden olan ilk ve son bir hatıra olarak kalacak. Bu hüzünlü hafif bir tebessüm bırakıyor. Klasikleşmiş bir alıntı ile bitirmek istiyorum.
”İyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibidir“
Descartes