Uykusuzluk diyorduk, bedenin bir tepkisidir, beyinden ve kalpten kaynaklanır. Bir rahatsızlık hali söz konusudur. Sürekli seni dürten ve bu dürtüşleri (evet dürtüşleri) düzensiz bir biçimde yapan birisi, bir şey varken yanında, uyuyabilir misin? Yanında değil, içinde. Uyunmaz. Öte yandan, önemli; seni dürten şey asli olmayabilir, sadece kendinle ilgili ve bencilce, çocukça, aptalca bir şey olabilir. Ama öte yandan buna rağmen yine önemli, çünkü aptalca bile olsa, yükselen şeyler benzeşir, şimdi aptalca, çocukça dürtülerin, acıların, sıkıntıların, rahatsızlıkların olmazsa, asli acılar, sıkıntılar, rahatsızlıklar sana lütfeder mi? Lütuf yerine iştiyak deseydik. Susmalı, düşünmeli sindirmeli hayatı. Aşkınlığa bir intro yazalım. Adını çiğ acılar koyalım. Topun patladığı için ağlayacaksın çocukken. Yersiz yere topunu patlattığın için bulutlar veya biçerdöverler tarafından cezalandırılacağını düşünüp eve gitmekten korkacaksın (çocukken bir biçerdöver görmüştün, köyde, ondan çok korkmuştun, o yüzden). Sen uyuyamıyor isen (evet isen) bir şeylerin yolunda gitmediğine dair uyarılar almaya başlamışsın demektir. Bu uyarıları görmezden gelmezsen, günün birinde uykusuzluğun erdem halini alacak. Bitti, bu kadar. Anladın mı?