"havaya değip de bozulmasın diye salamura tenekelerinin üstüne taş koyarlar. o zaman düşünmemiştim sanıyorum. ama galiba taşı kaldırılmış bir peynir tenekesiydim."
"yeniden diri, dolu bir kızdım. bütün aklım, bilgim, saçlarım, dudaklarım, göğsüm, belim, dünyaya bakışım, gülüşüm, söyleyişim bir bütün halinde ortaya dökülüyordu. bir arada hem saygıdeğer, hem saygıdeğmez; hem kusursuz, hem kusurlu; hem giyinik, hem çıplak. hem kadın, hem insan."
suyu en kurak güne saklamış, ağzına kadar dolu bir havuzdum sanki. o, artık en kurak gün, artık neredeyse bütün köklerin kuruyuvereceğini sandığım gün, havuzumun tıpasını açtım. "gürül gürül akacağım. her şeyleri sulayacağım. sonra kendim kuruyacağım, kuruyacağım..."
"kim istemez kendini beğenerek ölmeyi? kendimi doğrulamış olarak ölmeyi ben de isterim. her şeyde haklı bularak kendimi. bütün haksızlıkları da başkalarına yıkarak. devrederek."