İnsan, kendini, Ebedi Tanrı karşısında olduğu bir sorumdan kurtarmış sanınca, eşiti bulunan varlıklarla bir diyalog içinde sayıyor. O zaman tümü ile sorguya çekilemeyeceği, bütün varlığından hesap sorulamayacağı duygusuna kapılıyor. Ruhunun bir bölümünü iyice mahrem tutma çabası içine girişiyor. Bu bölgenin tamamen boşaldığının farkında olmuyor. Böylece, ortaya davranışlarının bir gölgesini, simetrik bir bütün halinde düşürüyor zamanla. Sonra da insan o gölgeye baktığında onu bir kuram gibi, bir bildiri gibi görüyor. Bu bir ruhî illüzyondur. Politikanın öte yakadaki görüntüsü, bir din veya felsefe biçiminde görünerek insanı aldatabiliyor.”