İsmail

Pastoral Hapishane
Puan vermedi·136 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 02:30
Kitapta tek bir patlama anı aramayın. Harwicz, bunun yerine sürekli tekrarlanan bir varoluşsal yarılmayı işliyor: Ana karakter, kırsalın o sözde huzurlu, pastoral atmosferinin tam ortasında kendi bebeğine ve kocasına adeta dışarıdan, yabani ve aidiyetsiz bir gözle bakıyor. Yemek hazırlamak, çocuk uyutmak günlük yaşamın en sıradan rutinleri, iç monologların içinde ansızın devasa ve karanlık bir hapishaneye dönüşüyor. Dili sadece "sert" diye tanımlamak eksik kalır. Metnin vahşiliğinin ve bunaltıcılığının hemen altında, kendi benliğini tamamen kaybetmemeye çalışan kırılgan bir çırpınış yatıyor. O keskinlik bir anlatım tercihi değil, karakterin hayatta kalma mekanizması gibi hissettiriyor. Harwicz sizi hikayenin dışından seyrettirmiyor; okuru doğrudan o klostrofobik zihnin içine hapsediyor. Sarı Duvar Kağıdı'ndaki kapalı mekân ve rol baskısını, Sırça Fanus'un gündelik hayata yabancılaşmasını ve Lispector'ın bedeni ve varoluşu bilinç akışıyla içgüdüsel bir yerden işleyişini burada bir arada sezmek mümkün. Ama Harwicz bu mirasın klişeleşmiş versiyonunu yazmıyor daha ham, daha az katarsis vadeden, rahatsız edici biçimde dürüst bir yere gidiyor.
Geber AşkımAriana Harwicz · Tersine Kitap Yayınları · 20251,045 okunma
Kıskanmak
Puan vermedi·240 syf.··
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 19:54
Kıskanmak'ın en tehlikeli tarafı okuru suç ortağı yapması. Seniha'nın mağduriyeti o kadar gerçek ki eğitimi engellenmiş, kısmetleri para yüzünden geri çevrilmiş, ailenin bütün kaynakları
Edebiyat
KıskanmakNahid Sırrı Örik · Everest Yayınları · 20253,332 okunma
Malone ölüyor
Puan vermedi·168 syf.··
2026 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 00:00
Malone ölüyor. Bunu biliyor, biz de biliyoruz. Beckett de biliyor ama yine de 200 sayfa yazıyor. Bir yatakta, hareketsiz, elinde bir kalem. Geçmişi yok, ailesi yok, gidecek bir yeri yok. Molloy yürüyordu en azından Malone'da yürüyüş de bitti. Geriye sadece beklemek kaldı. Ama Malone anlatıyor. Sapo adlı bir çocuk yaratıyor, sonra Macmann adlı bir yaşlı adam. Onları yaşatıyor dünyayla bağ kuramayan, toplumun dışında kalan, anlamsız bir varoluşun içinde debelenen insanlar. Tanıdık mı? Olmalı. Çünkü bunlar Malone'un kendisi başka isimler altında, başka bedenlerle hayatta kalmaya çalışan o son yaşam kırıntısı. Beckett burada çok sinsi bir şey yapıyor: Malone kendi ölümüne bakmak için başkalarının gözlerini kullanıyor. Kendi adıyla var olamıyor artık, ama Sapo olarak, Macmann olarak bir şekilde devam ediyor. Anlatmak duruyorsa o kırıntı da sönüyor. Dil de buna ayak uyduruyor. Cümleler yarım kalıyor, düşünceler buharlaşıyor, hikayeler kontrolden çıkıyor. Molloy'da dil kendini yiyordu Malone'da dil ölüyor. Yavaş yavaş, sayfa sayfa. Roman bir ölümle bitmiyor. Kelimeler dağılıyor, cümleler kesiliyor, sayfa beyazlaşıyor. Beckett ölümü anlatmıyor sadece dilin çöküşünü gösteriyor. Gerisi sessizlik. Godot'da bekliyorduk. Molloy'da yürüyorduk. Malone'da sadece anlatıyoruz ta ki o da bitene kadar.
Edebiyat
Malone ÖlüyorSamuel Beckett · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018324 okunma
Molloy
Puan vermedi·248 syf.··
2026 4. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 20:39
Beckett 1969'da Nobel aldı ve törene gitmemiş. "Felaket" diye nitelendirmiş. Bunu bilince Molloy'u okumak bambaşka bir anlam kazanıyor. Molloy'da iki adam var biri annesini arıyor, diğeri birincisini arıyor. İkisi de kayboluyor. Yolculuğun amacı buharlaşıyor ama yürümek duruyorlar. Godot'da bekliyoruz, Molloy'da yürüyoruz. Beckett'te sonuç değişmiyor. En çarpıcı sahne belki de şu: Molloy 16 taşı 4 cebine mükemmel bir sistemle dağıtıyor. Bunun için sayfalarca hesap yapıyor. Sistemi buluyor sonra taşların yarısını denize atıyor. Çünkü Beckett için mesele varmak değil, anlam arayışının kendisi. Varınca anlam çöküyor. Moran da aynı şeyi yaşıyor ama farkında değil. Düzeni, otoritesi, kimliği — birer birer denize düşüyor. Roman biterken başlangıçtaki Moran'ı tanıyamıyorsunuz. Çünkü o kimlik zaten bir kurguydu. Beckett bunu İkinci Dünya Savaşı'nda Fransız Direniş'inde çalıştıktan, Nazilerden kaçtıktan sonra yazmış. Fransızcayı da bilinçli seçmiş kendi dilinden uzaklaşmak için. "Daha az iyi yazmak istiyorum" demiş. Daha az iyi yazmak için Nobel aldı. Molloy bir roman değil, sistemli bir delilik ve o delilik bugüne kadar yazılmış en dürüst şeylerden biri
Edebiyat
MolloySamuel Beckett · Kırmızıkedi Yayınevi · 2018391 okunma
FAUST — Johann Wolfgang von Goethe
Puan vermedi·575 syf.··
2026 3. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 00:00
Başlangıçta Eylem vardı. Faust bunu İncil'in ilk cümlesini yeniden yazarken söylüyor. Söz değil, akıl değil, güç değil eylem. Ve bu tek satırda kitabın tüm felsefesi açılıyor: Tanrı'nın
Edebiyat
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Doğu Batı Yayınları · 202416,8bin okunma