Gregor Samsa bir sabah uyandığında kendini bir böceğe dönüşmüş olarak bulur. Aslında kitapta böcek karakteriyle çok derin anlamlı mesajlar veriliyor tabi anlamak isteyenlere.
Örneğin Samsa’nın böceğe dönüştüğünü gördükten sonra ilk düşündüğü şey işe geç kaldığıdır. Düşünsenize bir sabah böcek olarak uyanıyorsunuz ve ilk düşündüğünüz şey ise işe geç kaldığınızdır. Çok saçma gelmiyor mu? İşte tam olarak burada çok ince bir kapitalizm eleştirisi var. Kapitalizmin insanları nasıl etkisi altına aldığını çok güzel bir şekilde eleştirir.
Bir diğeri ise Samsa’nın işe geç kalması üzerine anında evine gönderilen firma temsilcisidir. Şimdiye kadar Samsa’nın varlığını pek de umursamayanlar onun yokluğunu çok çabuk farketmişlerdir.
Beni en çok etkileyen bölüm ise başlarda onun bu durumu kabul edip ona destek veren kardeşinin son dönemlere ondan vazgeçmesi ve artık onun varlığından rahatsız olmasıdır. Burada ise etrafımızdaki insanlar bize ne kadar değer verirlerse versinler günün birinde herkesin kendini düşüneceği kendi hayatına devam etmek isteyeceği ve sizden vazgeçeceği gerçeği gözler önüne serilir.
İnsanların fiziksel değişimi bizi bu kadar etkiliyorken, duygusal değişimi karşısında neden bu kadar duyarsız kalıyoruz ?
Bu soruyu kendimize sormamız dileğiyle...
Hayat, birbirinden ayırdıklarını, kısa bir müddet için tekrar yaklaştırır gibi olsa bile, uzun zaman yan yana bırakmıyordu. Geçen günleri bir daha geri getirmek mümkün değildi ve sadece hatıralar,iki insanı birbirine bağlayacak kadar kuvvetli değildi.
Haklı mıyım bilmiyorum ama kitaplara yatırılan paralar bir nebze kumar gibi değil midir? Harçlığından kısar biriktirirsin, sonra bir sahafa girer girmez bütün kitapları alabilmenin hayalini kurarsın
Keşke öyle yapsaydınız ama hayat ne yapacaksın kaç yaşında olsa da insan yeni şeyler öğreniyor. Neyse artık siz okuyup yorumlarsanız değerli incelemenizle bizleri aydınlatırsınız:)