Gregor Samsa bir sabah uyandığında kendini bir böceğe dönüşmüş olarak bulur. Aslında kitapta böcek karakteriyle çok derin anlamlı mesajlar veriliyor tabi anlamak isteyenlere.
Örneğin Samsa’nın böceğe dönüştüğünü gördükten sonra ilk düşündüğü şey işe geç kaldığıdır. Düşünsenize bir sabah böcek olarak uyanıyorsunuz ve ilk düşündüğünüz şey ise işe geç kaldığınızdır. Çok saçma gelmiyor mu? İşte tam olarak burada çok ince bir kapitalizm eleştirisi var. Kapitalizmin insanları nasıl etkisi altına aldığını çok güzel bir şekilde eleştirir.
Bir diğeri ise Samsa’nın işe geç kalması üzerine anında evine gönderilen firma temsilcisidir. Şimdiye kadar Samsa’nın varlığını pek de umursamayanlar onun yokluğunu çok çabuk farketmişlerdir.
Beni en çok etkileyen bölüm ise başlarda onun bu durumu kabul edip ona destek veren kardeşinin son dönemlere ondan vazgeçmesi ve artık onun varlığından rahatsız olmasıdır. Burada ise etrafımızdaki insanlar bize ne kadar değer verirlerse versinler günün birinde herkesin kendini düşüneceği kendi hayatına devam etmek isteyeceği ve sizden vazgeçeceği gerçeği gözler önüne serilir.
İnsanların fiziksel değişimi bizi bu kadar etkiliyorken, duygusal değişimi karşısında neden bu kadar duyarsız kalıyoruz ?
Bu soruyu kendimize sormamız dileğiyle...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Haklı mıyım bilmiyorum ama kitaplara yatırılan paralar bir nebze kumar gibi değil midir? Harçlığından kısar biriktirirsin, sonra bir sahafa girer girmez bütün kitapları alabilmenin hayalini kurarsın içten içe. Ta ki " buyurun nasıl yardımcı olabilirim" sesini işitene dek. Sahafa çaktırmadan elindeki paraları avucunda sıkarsın. Vee kumar başlar... Çünkü o kitapların hepsini sırtlayıp götüremeyeceğin acı bir gerçektir. Önce klasiklerde dolanırsın. Sonra hiç alakan olmayan kitaplara dokunursun. Daha sonra sanki sizden başka hiç müşterisi yokmuşda , bir anda " burayı kapatïyorum kitaplarda %90 indirimi başlatmış bulunuyorum."demesini istediğin ama hiç sana bakmayan sahafa cevirirsin bakışlarını. Tekrar gezinmeye devam edersin. En güzel olanı da okuduğun kitapları kitapları görünce " aaa bu o" demendir:) Sanki biri sende diğeri de oradaymış ve kitabın gizemi sadece ikinizde saklı havasını yansıtması. Hava dedimde aklıma geldi. Bir aralar hatırlarsanız kitapla hava atan insanlar vardı. Her yerde çıkardılar karşımıza. Ben onların modasının geçtiğini sanırdım. Geçen yaz minibüste bir hanımefendinin elinde gördüm. Tuhaf olan da minibüs tıklım tıklım dolu ve üfleye üfleye okuyordu kitabını. İşte o zaman tanıştım Sarah Jio ile. Ve o gün bugündür parayı ona yatırmadım. ( Ee bilirsin bağımlılık iyi bir şey değil;) Kumara dönecek olursak, elimizdeki parayı tarzımızı yansıtan kitaplara yatırırız. Evet sahafta göz gezdirmiştik ama eve gelince on, yirmi , otuz sayfa derken kaybettigimizi anlarız. Bilirim çok acıtır o:( Ve eğer bir kumar oynamak üzere iseniz paranızı Alfred Adler ' in bu kitabına yatırabilirsiniz bence. Çünkü kesinlikle hepimizin okuması gereken bir kitap. Ne için yaşadığımızı biliyoruz elbette. Ama hani bazen insan şöyle bir uzağa dalar, dalar, dalar ya sonra