“… Gözlerini açtığında ise Willem yanında, gülümseyerek adını söylüyor, sol koluna fazla kuvvet vermemeye dikkat ederek sarılıyor ona ve o bir an için her şey mümkünmüş gibi geliyor, aynı zamanda tarife gelmez derecede zor.
Bu olmadan nasıl yaşarım? diye soruyor kendisine. Sonra da: Ne yapacağım ben?
Uzun uzun soluk veriyor. Defalarca "Willem" diyor, ağzını onun adıyla dolduruyor. “Willem, Willem... Seni nasıl özledim bilemezsin."
Rami alaycı bir şekilde, “Sanırım 'biz' ve 'onlar' şeklinde ikiye ayrılacağız." dedi.
Robin'in buna hiçbir itirazı yoktu. "Baş başa olmamız hoşuma gidiyor."
Rami ona gülümsedi.
Güneşin ışıkları Rami'nin gözlerini ışıldatıyor, tenini cilali bronz gibi parlatıyordu. Robin onun yanağını okşamak gibi saçma bir istek duydu, hatta kolunu kaldırmaya yeltenmişken zihni bedenine hükmetti.
Rami, Robin'e baktı. Gözlerine bir tutam siyah bukle düştü. Robin bunu fazlasıyla çekici buldu. “Sen iyi misin?"
"İyiyim,” dedi. "Hatta harikayım.”