İpek Sarnıç

İpek Sarnıç
@ipekitap
8 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Düştüm sokağa gecenin bir yarısında, (hangi yarısı olduğunu bilmeden) öykümü bitirebileceğim imlaevine bakındım. Noktalarda yüzde elli indirim, patron çıldırdı, ünlem alana parantez bedava. Köşe başında sarhoş şair Salih Abi “Bu saatte çıkmazdın sen.” Konuştuğun ben değilimdir belki.
Reklam
En tarifsiz duygularla en gereksiz eşyaların bile adı varken obadaki tek adsız bendim. Keşke dünya öküzün diğer boynuzuna atlasaydı da her şeyin yerli yerindeliğine karşı gelen bir şeyler olsaydı. Kimsenin bir ada ihtiyacı olmazdı o zaman. Kahramanlıklar hoş, korkaklıklar boş görünmezdi.
Tam bu öyküye güzel bir giriş bulmuştum ki o dişlek kadın oturdu karşıma. Eli yüzü tuhaf, çirkin bir şeydi. Sararmaya başlamış beyaz, yırtık bir elbise üzerindeydi. Uzun tırnaklı ellerini saçlarına daldırıyor, bulduğu şeye birkaç saniye bakıp yere atıp ayağıyla eziyordu. Garsona el ettim.
Tam da ona yazdığım şarkıyı çalarken gitarın teli kopunca bunu tanrıdan gelen bir işaret olarak kabul ettim. Direk ondan gelmiş de olabilirdi fakat ben tanrıdan olsun istiyordum. Eşya bile insanda düş kırıklığı yaratmayı alışkanlık edinmişken bir insana nasıl güvenecektim?
Düşver Hanım’la aramda uygunsuz bir ilişkinin başlayacağını hissediyor fakat bu uygunsuzluk hoşuma gidiyordu. Sonunda ilgimi çeken bir şey vardı ve bu sevmediğim bir insanın oldukça düzgün bir uzvuydu. Rüyalarımda hep onu görüyor, hep onu arzuluyordum fakat gerçekteki hali hiç mi hiç ilgimi çekmiyordu.