İpek Dadakçı

İpek Dadakçı
@ipeksayilan

İpek Dadakçı

, bir kitap okudu
8/10
·224 syf.·
33 saatte okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 22:24
·
2026 55. kitabı
Shida Bazyar
7.5/10 · 83 okunma
Reklam
9/10
·480 syf.··
2026 54. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 22:23
“Küçük Şeylerin Tanrısı”nı yıllar önce okumuş ve çok sevmiştim. İkinci romanı “Mutlak Mutluluk Bakanlığı”yla Arundhati Roy gerek görüşleri gerekse bunları kurguya dökmekteki başarısıyla gönlüme taht kurdu. 1970’lerden 2000’lere Hindistan’ı anlatıyor Roy bu kitabında. Nükleer silahlanmadan emperyalizme, çarpık kentleşmeden kontrolsüz göçe, çevre kirliliğinden toplumsal eşitsizliğe kadar tüm çarpıklıkları ele alıyor. Ama elbette söz konusu zaman diliminde ülkesinin en kanayan yarasına değiniyor en çok da: Hindistan-Pakistan arasındaki bitmek bilmeyen savaş ve Keşmir meselesini hem ‘içeriden’ hem de oldukça objektif bir açıdan, tüm karanlık yönleri, bilinmeyenleri ve dillendirilmeyenleriyle işliyor. Hintli bir aileye bir hermafroditin doğmasıyla başlıyor roman, ki bu sebeple romanın başları yine bayılarak okuduğum “Middlesex” romanını anımsatıyor. Fakat Roy, okuru şaşırtıyor ve bir noktadan sonra -sonunda yolları kesişse de- farklı karakterlerle adeta hikayenin rotasını değiştiriveriyor. Kronolojik olarak karışık bir düzende ve tutanaklar, farklı karakterlerin bilinç akışı gibi farklı tekniklerle sonunu çok güzel bağladığı başka bir hikayeyi kurguya dahil ediyor adeta. Bu esnada biraz afallayabiliyor ya da alışana kadar karakterle bağ kurmakta zorlanabiliyorsunuz ancak yazarın hep canlı tuttuğu merak duygusuyla ilerlediğinizde hem yazarın ilmek ilmek ördüğü kurguya hem de siyasi ve toplumsal analizlerini bu kurguya yedirmekteki başarısına hayran kalıyorsunuz. Roy’un karakterlerine, gayet dozunda kullandığı sembollere, yer yer 1001 Gece Masalları ya da Salman Rushdie tadı veren ama aynı zamanda her daim oldukça gerçekçi kurgusuna, sakıncasız eleştirilerine bayıldım. Benim gibi, hem edebiyata doyuran hem de politik arka planlı romanlardan hoşlananlara özellikle tavsiye
Mutlak Mutluluk BakanlığıArundhati Roy · Can Yayınları · 2017230 okunma
9/10
·520 syf.··
2026 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 22:55
Önemli bir tarihi figürün, Roger Casement’in hayatını anlatan, aynı zamanda kaçınılmaz olarak sömürgeciliğin gerçeklerine dair çok sert ve çok güçlü bir roman “Kelt Rüyası”. Roger Casement, bir tüccar olan babasından denizaşırı seyahat hikayeleri dinleyerek büyümüş, genç yaşta anne ve babasını kaybedip hayata atılmak zorunda kalınca da hep ilgisini cezbeden Kongo’ya henüz on dokuz yaşındayken gitmiş ve hayatının büyük kısmını burada geçirmiş bir diplomat. Görevi sırasında, kauçuk için Kongo yerlilerine yapılan insanlık dışı muameleye, akıl almaz zulümlere tanık oluyor ve bunlara dair bir rapor yazıyor. Casement’in raporu sayesinde dünya kamuoyu yaşananları öğreniyor. Ardından Amazonlar’daki sömürgecilik faaliyetlerini incelemek üzerine görevlendiriliyor ve burada yaşanan vahşetin de pek farklı olmadığını kaydediyor. Birleşik Krallık’ın diplomatı olan Casement, aslında bir İrlandalı ve yıllar boyu Afrika ve Güney Amerika’da gördükleriyle beraber kendi ülkesi İrlanda’nın da sömürgeciliğin farklı çehrelere bürünmüş haline maruz kaldığını fark ediyor ve İrlanda’nın bağımsızlığı için mücadele etmeye başlıyor. Böylelikle bir kahramanken vatan haini ilan ediliyor. Bu durumda maalesef queer kimliği de her türlü karalamayla beraber kendisine karşı kullanılıyor. “Kelt Rüyası” nispeten kolay okunan bir Llosa romanı. Yazar, bu romanda hikayeyi sadece iki koldan ilerletmeyi tercih etmiş: Bir bölümde vatan haini olarak hapsedilen Casement’in yaşadıklarını ve geriye dönüşlerle bazı hatıralarını (özellikle İrlanda meselesine dair bunlar), takip eden bölümde ise baştan sona Afrika ve Amazon’larda yaşadıklarını anlatıyor. Yani, pek çok Llosa romanında alışık olduğumuz cümleden cümleye zaman ve anlatıcı sıçramaları yok bu romanında. O nedenle Llosa’dan kolay ve akıcı ama aynı zamanda
Kelt RüyasıMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 2020242 okunma
8/10
·304 syf.··
2025 105. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 21:12
Yazarın son yayımlanan romanı, tıpkı ilki "Polonya'da Bir Kuş Var" gibi bir İkinci Dünya Savaşı hikayesi. “Uçurtmalar”da bu kez Normandiya’dayız. Annesiyle babasını kaybettiğinden, uçurtmalarıyla meşhur amcası tarafından büyütülen bir gencin, Ludo’nun gözünden okuyoruz savaş çıkınca yaşananları. Oldukça masalsı bir atmosferde, bir büyüme hikayesi olarak başlayan kitap savaşla beraber soluk soluğa okunan bir aşk ve direniş hikayesi olarak devam ediyor. Yine bir yanıyla umut tazelerken diğer yandan insanın içindeki kötülüğü sorguluyor Gary. “Ya Nazizm insanlık dışı bir canavarlık değilse? Ya insana özgü bir şeyse? Ya bir itirafsa? Ya gizlenmiş, bastırılmış, üstü örtülmüş, yadsınmış, en derinlerimize gömülmüş ama yine de her zaman yüzeye çıkan bir gerçekse?” (s. 263) “İnsanlık dışı olmanın da insana özgü bir şey olduğu kabul edilmediği sürece yobazca yalanlar içinde bocalıyoruz demektir.” (s. 213) Çok beğenerek okudum.
UçurtmalarRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 2025175 okunma
Reklam