İpek Dadakçı

İpek Dadakçı
@ipeksayilan

İpek Dadakçı

, bir kitap okudu
10/10
·560 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 17:39
·
2026 58. kitabı
Janet Frame
8.7/10 · 62 okunma
Reklam
9/10
·440 syf.··
2026 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 21:18
Javier Cercas’tan daha önce “Salamina Askerleri’ni okumuş, bayılmasam da sevmiştim. Ama yazara hemen devam etme isteği uyandırmamıştı bende. “Sahtekâr”ı okuyunca pişman oldum açıkçası çünkü çok derinlikli ve iyi yazılmış bir metin. Roman diyemiyorum zira kurgu ile kurgu dışı arasında gezinen ya da Cercas’ın kitapta defalarca dediği şekilde “kurmaca olmayan bir roman ya da gerçekliğe yaslanan bir anlatı”. Gerçek bir hayat hikayesini anlatma fikrinden yola çıkıyor Cercas. Ancak mevzu bahis hayat hikayesi epey sıra dışı her şeyden önce: Enric Marco isimli, kendine gerçeklerle yalanları harmanlayıp yeniden bir hayat hikayesi yazmış, böylelikle ülkenin önemli sivil toplum kuruluşlarına, derneklerine başkanlık yapmış, önemli nişanlar almış bir “sahtekâr”ın hikayesini anlatmak istiyor yazar. Marco, Franco’dan kaçıp sürgüne giden bir cumhuriyetçi, ardından Nazi toplama kamplarından sağ kurtulan bir direnişçi olduğu yalanı üzerine tüm hayatını yeniden inşa etmiş bir adam. Günün birinde bir tarihçi foyasını ortaya çıkarıyor ve yüzyılın en büyük sahtekârlık olaylarından birinin baş kahramanı oluyor. Konusu kadar konunun ele alınışıyla da sıra dışı bir metin bu zira Cercas hikayeyi anlatıp geçmiyor, klasik bir biyografi yazmıyor. Öncelikle paralel iki anlatıyla ilerletiyor metni: Birinci koldan metni yazma serüvenini paylaşıyor okurla. Yıllarca metni kaleme alıp almama konusunda yaşadığı ahlaki ikilem ve tereddütleri, yazmaya karar verme aşamasındaki his ve fikirlerini, Enric Marco’yla tanışma serüveni ve sonrasını, onu tanıyan insanlar aracılığıyla bilgi toplama aşamasını, kısacası tüm yazma sürecini anlatıyor. Diğer koldan ise Marco’nun hayatını (gerçeğe en çok yaklaşmaya çalışarak zira Marco baştan ayağa bir manipülatör) ve uydurduğu hikayeleri (muhtemel ve kesin olanlar)
SahtekârJavier Cercas · Everest Yayınları · 2022106 okunma
10/10
·808 syf.··
2026 56. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 12:18
Bu kitabı okurken aldığım hazzı anlatmam mümkün değil. Bitirdiğim için de hem mutluyum hem de bu kadar iyi bir romanı hayatta kaç kere okuyabilir ki insan, diye düşünüp üzüldüm. Okuyup da beğenmediğim Llosa kitabı olmadı ama “Katedral’de Sohbet” bir başka sahiden. 1950’ler Peru’suna, Odria diktatörlüğü dönemine götürüyor bizi Llosa bu kitabında. Yerlileri, gazetecileri, öğrencileri, sanat ve ticaret camiası, bakanları, polisleri, kısacası her kesimden insanıyla ülkeyi resmediyor. Totaliter bir rejimin çarklarının nasıl döndüğünü anlatıyor; hileli seçimler, sansürlü haberler, provokatörlü grevler, çıkar ortaklıkları gibi tüm mekanizmalarıyla muazzam bir diktatörlük yapılanması çiziyor. Ki bu romanında Peru için yapıyor bunu, ileride de bir diğer büyük eseri “Teke Şenliği”nde Dominik Cumhuriyeti, “Zor Zamanlar”da da Guatemala için yapacak. Sekiz yüz sayfa boyunca aslında birkaç saatlik tek bir sohbeti okuyoruz: Aristokrat bir aileden gelen ancak kendine farklı bir yol çizmeyi seçen Santiago, barınağa götürülen köpeğini ararken babasının eski şoförü Ambrioso ile karşılaşıyor ve Katedral adlı bara oturup eski günlerden konuşuyorlar. Tabii söz konusu Llosa olunca dümdüz bir sohbet değil bu, aksine ne anlattığından ziyade anlatımın eşsizliği için okunası metinlerden. Öncelikle zaman ve anlatıcı sıçramaları çok yoğun olarak kullanılmış. Özellikle ilk bölümde neredeyse her bir cümle başka bir zamandan başka bir olayı anlatıyor; eş zamanlı ilerleyen film kareleri misali bir cümlede bir olayı ikincisinde diğerini okuyor, aynı anda iki hatta çoğunlukla üç sahnenin anlatımını takip ediyorsunuz. Llosa’yı tanımayanlar için çok zorlayıcı olabilir bu ama tanıyanlar, özellikle bu tekniği çok yoğun olarak kullandığı bir diğer eseri “Yeşil Ev”i okuyanlar büyük keyif ve hayranlıkla
Katedral'de SohbetMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 2022156 okunma