1000Kitap Logosu
Janet Frame

Janet Frame

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.9
25 Kişi
68
Okunma
20
Beğeni
1.506
Gösterim
Tam adı
Nene Janet Paterson Clutha
Unvan
Yeni Zellandalı yazar
Doğum
Dunedin, Yeni Zelanda, 28 Ağustos 1924
Ölüm
Dunedin, Yeni Zelanda, 29 Ocak 2004
Melisa P.
Sudaki Yüzler'i inceledi.
252 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Sudaki Yüzler
Akıl hastanelerinin dünyaları, dışarıdaki dünyalar, içeri - dışarı sorgulamaları, sudaki yüzler, parçalanmış benlikler. Sana Gül Bahçesi Vadetmedim tadında, ondan biraz daha sıcak ve renkli belki. Kahramanımız Istina Mavet kendi hikayesini anlatıyor bize. İyileşmesi -kişiliğinin tamir edilebilmesi- için tek çare görülen "lobotomi"ye direnen birinin yıllara yayılan hüzünlü ama kendinden ödün vermeyen yolculuğu. İçten ve gerçekçi bir anlatım. İnsanı, insanlığın her halini gözler önüne seriyor ve şu hayatta biraz daha anlayışlı olabilmek ve kabul üzerine düşündürüyor. Ben sevdim.
Sudaki Yüzler
7.8/10
· 35 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
10
Demet
Soframda Bir Melek'i inceledi.
560 syf.
·
5 günde
Hayatlarımız kırılgandı; utancın ve pişmanlığın acılarıyla, iletişim de yanlış anlaşılmalarla doluydu ve kitapların, müziğin, sanatın ve diğer insanların ortaya attığı fikir sağanağına karşı hissedilen güçlü ve yoğun bir hayret duygusuyla doluydu; zaman, üzerine basa basa büyük harflerle yazılan Aşk, Hayat, Zaman, Yaş, Hayal Gücü soyutlamalarının arasında sığınacak bir yer bulma zamanıydı. —————— Bu kitap bir özyaşam öyküsü olduğu için içerikte spoiler olduğunu düşünenler baştan okumasınlar... çünkü başka türlü kitaba dair bir şey yazamayacaktım.. sevgiler —————— Janet Frame, 28 Ağustos 1924'te Yeni Zelanda'nın en eski kenti Dunedin'de beş çocuklu bir işçi ailesinin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Zor bir çocukluk geçiren Janet Frame Dunedin College'da İngilizce, Fransızca ve Psikoloji eğitimi aldı. Yazar olmak istemesine rağmen 1945'te sınıf öğretmenliğine başladı ama aynı yılın sonunda bir müfettişin ziyareti sırasında bunalıma girip sınıftan kaçınca psikolojik gözlem için Dunedin Hastanesi'ne yatırıldı. Sonraki yedi seneyi çeşitli akıl hastanelerinde geçirdi. İşte bu kitap detaylı olarak çocukluk, ilk gençlik ve daha sonraki yaşamının anılarını, yani kısaca özyaşam öyküsünü içeriyor. Kitabın “roman” kategorisinde gösterilmesine rağmen Soframda Bir Melek, üç ciltten oluşan otobiyografik bir eser. Fakir ve kalabalık bir ailede doğması, küçüklüğünden beri diğer çocuklardan farklı hissetmesi, öğretmenlik okumasına rağmen, okulda ve “sosyal” hayatında kabul görememesi, anormal bir insan olarak kabul edilmesi Frame’de onulmaz yaralar açmış... Ve korkunç olan şu ki hiçbir test uygulanmadan sırf bu nedenle sekiz yıl boyunca akıl hastanesine kapatılmış. Merak ediyorum “şizofreni” tanısı konularak, şizofreni için kurumsallaştırılmış bir hastahaneye sekiz yıl boyunca(veya süresiz) kapatılsak, sürekli “deliymişiz” muamelesi gördükten sonra kaçımız akıl sağlığını koruyabilir/di?... Frame’in sadece anksiyete ve depresyondan muzdarip olduğunu düşününce ömrünün sekiz yılını bu şekilde, ta ki bir doktor onun aslında şizofreni olmadığını belirleyene dek bir akıl hastahanesinde geçirmesi acımasız ve çok haksızca geliyor insana. Bu arada yazmaktan vazgeçmedi ve yirmi altı yaşındayken yayımlanan ilk kitabı The Lagoon and Other Stories Yeni Zelanda'nın en önemli edebiyat ödüllerinden Hubert Church Memorial Ödülü'nü aldı. Bunun üzerine doktorlar Janet Frame'e lobotomi uygulamaktan vazgeçti. Ve kitaplar yazmaya devam etti, yayınlanan kitapları sayesinde de başarıya ulaştı... 1956'da Akıl Hastahanesi’nden çıkarak Yeni Zelanda'dan ayrıldı ve yedi yıl boyunca Avrupa'da yaşayıp çalıştı. İlk romanı Baykuşlar Öterken 1957'de, Bir Başka Yaza Doğru 2007'de yayımlandı. Uzun kariyerine on bir roman, beş öykü kitabı, iki şiir kitabı ve üç ciltlik bir otobiyografi sığdırdı. 1963'te ülkesine döndü ve Otago Üniversitesi'nden burs aldı. 1990'da Yeni Zelanda Hükümeti Devlet Nişanı sahibi oldu. Yine aynı sene hayatı sinemaya yansıtılmış, aynı adlı “An Angel At My Table” 1990 tarihli yazarın hayatından uyarlama bir drama filmi. Janet Frame’in acı dolu otobiyografisinin uyarlaması olan bu film biraz durgun ve de uzun gelebilir, ama gerçekten kitapla bu kadar örtüşüyor olması bile güzeldi... Otobiyografik bir kitap olduğu için, kitaba bu kadar sadık kalınmış olması zaten doğru bir hareket olacaktır. Kitabı okuduğum süre boyunca yazarın nasıl bir yoldan geçtiğine tanık olmak çok üzücüydü. Film ile bu daha da katlandı. İletişim sorunları yaşamak, aileyle anlaşamamak, bunlar “anormallik” göstergesi değildir ve olmamalıdır. Hem normal dediğimiz nedir ki zaten?! Onu anormal olarak tanımlayan insanlar tarafından gittikçe yalnızlığın derin çukuruna gömülen Frame, şöyle tanımlıyordu çevresini; “Başka insanlarla kaynaşmaktansa yazı yazmayı, hayal dünyasını keşfetmeyi tercih ediyordum.” “Yalnızlığımın büyüklüğünü fark etmiyordum. Bir çocuğun annesine sıkı sıkı tutunduğu gibi ben de edebiyat eserlerine tutunuyordum.” Bahsetmeye çalıştıklarım kitabın belkide sadece çekirdeğini oluşturuyordur, ama tamamında samimiyetin, kendi sorunlarımızı karşıda görmenin, içe dönük yaşamın, yıpranmış, yalnız ve güzel bir varoluşun yansıması gibi bir eser ortaya çıkarıyordur. Bu okuduğum gerçek anlamda yoğun bir otobiyografi. Derin acı, kırgınlık, hastalık, hassasiyet ile eş anlamlı ve yukarıda belirttiğim gibi çoğunlukla üzücü. Bu dokunaklı hayat öyküsünün her anı için okunmaya değer... Aile trajedisinden kaçmak, beklenmedik şekilde nöropsikiyatri kliniğine kilitlenmek ve yazarak okuyarak hayatta kalmaya çalışmak hepsi korkunç, çok korkunç şeyler. Yeni Zelanda’nın uluslarası çapta tanınmış yazarı, yoksulluk içinde büyüdü, oldukça da zor şartlarda yaşadı, 2004'te Dunedin'de öldü... Akıllara durgunluk veren hayli zor bir yaşam. Kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. İlerleyen günlerde yazarın, akıl hastahanesinde geçirdiği günlerin, uzun vadeli deneyimini çok daha detaylı olarak anlattığı Sudaki Yüzler kitabını okumayı planlıyorum. Lobotomi, elektrik şokuyla işkence ve sürekli aşağılanma tehditler, bu yıllar boyunca günlük yaşamıydı, ve Soframda Bir Melek aracılığıyla bir kısmını okuduğum, garip açık duygu ve düşüncelerin, ve duyuların, yazışmaların ve bağlamların iç dünyasını daha detaylı olarak görmeyi istiyorum... İyi okumalar.
Soframda Bir Melek
8.7/10
· 17 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
27
176
Metin Pir
Soframda Bir Melek'i inceledi.
560 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Kendi içsel dünyasına hapsolmuş ve yaşama adına kendi cümlelerini kuramamış, sözcükleri yarım kalmış bir kadının romanı. Otobiyografik romanların en iyisi değilse bile en iyileri arasındadır. Dışarıda beni anlayabilecek bi dünyalı yok diyen herkesin okuması gerekir diye düşünüyorum.
Soframda Bir Melek
8.7/10
· 17 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
8