Waimaru'daki annemden bir mektup aldım. Mektuplarında tekrar tekrar aynı şeyi söylüyor; her şeyin iyi olduğunu, herkesin mutlu olduğunu; bunu bir inkar ilahisi gibi söylüyor böylece siz de hiçbir şeyin iyi, kimsenin de mutlu olmadığını anlamadan edemiyorsunuz.
“Fabrikada çalışmak neye benziyordu?Deri bir boyunduruk takıyor muydun? Boynunun çevresinde iz bırakacak şekilde. Derlerdi ki-“
Fay araya girdi, “Ah, eski bir hikayeydi o, tabii ki sen buna inanmadın. Bu bir çocuk hikayesinydi ve doğru değildi.”
“Ama çocuk hikayeleri her zaman doğrudur”
“Devler ve periler bile mi? Toby Withers!
“Evet, farklı biçimlerdeki devler ve periler. Dev bir bombardıman uçağı ve dev bir yalnızlık var”
“Özür dilerim Toby ama o kadar toysun ki. Hoşçakal Toby ve omzumda iz olmadığı için de özür dilerim.”
“Ama sende iz var, Fay. Orada gördüm ben onu. Hepimiz bunun gibi bir tür izi taşırız, çünkü hayatta hepimiz damgalanırız, benim damgalandığım gibi. Bu doğru. Çok fazla şey bilmem, her hâlükarda sözcükleri hecelemeyi ve senin gibi insanlara ne söyleneceğini hiç bilmem ama odamda kitaplar var benim, dünya ve denizleri anlatan atlaslar ve yedi iklim dört bucağın ilk haritaları”
Ama tüm bu bilgiçliğine rağmen, hayat gailesini öğrenmemişti, insanlar lunaparkın oyun pistindeki toplar gibi davrandığı zaman da gözden kaçan budur daima; derken cafcaflı bir hadise onların yalaka ve gariban kaderlerini haraca keser, böylece o da açık ya da koyu renk kutuya onları yuvarlama ayrıcalığını kazanmış olur, ta ki onlar küçük boyalı deliklerden birinin içine, yuva adı verilen yerlerine düşünceye kadar ve burada hayatları beyhude bir çemberde döner durur
Yetişkin olduğun zaman, Paskalya yumurtaları gibi hoş şeyleri tatmaktan korkarsın, bir daha hiç bulamazsan falan diye, bu yüzden onlardan odalar dolusu edinene kadar onları saklarsın. Para harcamak ve harcadığın için de korkmaya benziyor; yalnızca para değil de insanların harcamaya korktukları, içlerindeki bir şey. Mawhineyler’den ve başka yerlerden biliyorum. Ve sonra ölürsün ve kendini ve hoş şeyleri, hâlâ üzerinde olan güzel yanardöner kâğıdı ve içinde şekilli siyah çikolasıyla bir Paskalya yumurtası gibi, açılmamış bırakırsın. Biliyorum. Bence yetişkinler salak.
Günler kat kat sünger gibi bizim bile duyamayacağımız şekilde hayatımızın sesini keserek, kendilerini sarıp sarmalayarak ve üst üste yığıarak geçti, öyle ki eğer yarın denen şey çıkıp gelse bile bizi duyamazdı.