Kurmak istediğim topluluğun ismini düşünürken, bu ismin en karmaşık ve mucizevi organımız olan beynimiz ile alakalı olmasını istiyordum. Günlerce düşündüm, düşündüm ve düşündüm. Sonra bir an durdum yine düşündüm, kaç gündür ne yapıyorum ben? Düşünüyorum! Düşünmek, insanları da düşünmeye itmek için yayının isminin “Düşünen Beyinler”olmasına karar verdim. Anlamlı ya da anlamsız, ne olursa olsun herkes bir şekilde düşünebiliyor. “Şu an hiçbir şey düşünmüyorum.” diyen bir insan bile, hiçbir şey düşünmediğini düşünmüş oluyor. Yani hiçbir şey düşünmemek bilimsel olarak da mümkün değil. Yine de önemli olan, düşünmeye değer şeyler düşünebilmek. Hatta su altında en az 8 dakika nefessiz kalabiliyorum mesela, bunu ise aldığım eğitim sayesinde "Düşünmeden" sağlayabiliyorum. Evet suyun altında düşünmez iseniz daha çok nefessiz kalabilirsiniz peki bu sırada neler oluyor? Bunu nasıl sağlıyoruz?
Ben düşünmenin büyüsüne bu kadar kapılmışken, işin fizyolojik kısmına hakim olmamam mümkün değildi. Gördüğümüz, araştırdığımız Anatomilerde veya Fizyoloji derslerinde öğrendik ama bana hiçbir zaman yeterli gelmedi. Daha çok öğrenmeliydim, bu sonsuz dünyaya bir adım daha yaklaşmalıydım. Günler süren düşünmenin ve detaylı araştırmalarımın sonucu olarak bu yazımı sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Düşünmek; düşüncelerini yazıya döküp, diğer beyinlerde yeni nöron bağlantıları oluşturmak ve sonucunda bir düşünme eylemi sağlamak! Bundan daha değerli ne olabilir ki?
( gph.is/1Q9lirW ) <- Bkz.
Düşünme Nedir?
Düşünme,sistematik ya da rastlantısal olarak düşünce üretimiyle sonuçlanan zihinsel bir süreçtir. Düşünme sırasında insan beyninin değişik bölgelerinde meydana gelen değişikliklerin tıbbi cihazlar yardımıyla gözlenmesine ve beynin anatomik yapısının ayrıntılarıyla bilinmesine
Merhaba sevgili dostlar,
Takipçilerimizin istekleriyle devam ediyoruz sevgili @Huzurarayan için bir araştırmaya koyulduk, konu yine çok kapsamlı, sonuçlar ve analizler oldukça geniş ancak araştırma ve okuma özetilerimizden şunu söylemeliyim ki bu teknolojiyi gerçek anlamda kullanmayı bilmiş olsaydık, biz süper gücün ötesinde bir devlet, bir millet olabilirdik. "B'ilim, B'ilim, B'ilim"
En başta Güneş kavramına değinmek istiyorum, bizim bildiğimizin dışında bir güneş var. Bu bir enerji, ısı ve ışık yayan güçlü bir enerji, tabiri caizse bu sarı topun, yani güneş'in enerjisine ilk olarak değinmek istiyorum.
Güneş enerjisi sözlükteki anlamı ile herhangi bir zararlı gaz salınımının olmadığı, (Biliyorsunuz ki Gaz, maddenin 16 hâlinden biridir. Bunların içinde çok zararlı ve çok yararlı olan gazlar da bulunmaktadır. Metan[Zarar] ve O2[Nefes almamızı sağlayan en basit terimiyle can damarımız]en iyi örnektir), herhangi bir maddeyle enzinim olmadıkça asla zarar vermeyen, göremediğimiz doğrudan güneş ışığından üretilen temiz bir enerji kaynağıdır.
Güneşin yaklaşık yüzde 90‘ını oluşturan hidrojen gazının çekirdekleri füzyon ile helyum çekirdekleri oluşturmakta ve bu sırada çok büyük bir enerji açığa çıkmaktadır. Şimdi bazı yabancı terimler var arada sıcağı sıcağına hemen anlatmak istiyorum. Füzyon aslen Nükleer füzyon olarak da kullanılan , hafif atom çekirdeklerinin, nükleer reaksiyon sonucunda dışarıya enerji açığa çıkararak daha ağır çekirdekli başka bir elemente dönüşmesi olayıdır.
Güneş enerjisinde İki atom çekirdeğini yan yana getirebilirsek, yeni bir çekirdek oluşturmuş oluruz. Döteryum ve Trityum çekirdekleri oldukça yüksek sıcaklıklarda çarpıştıkları zaman kaynaşmaya uğrarlar ve sonra ayrılarak bir nötron ve helyum çekirdeğine dönüşerek net bir enerji elde edilir.
Hızla değişen çevre ve yaşam koşullarına bağlı olarak görülme sıklığı her geçen yıl daha da artan bir grup hastalığı "kanser" diye çağırıyoruz. Peki kanserin ne olduğunu ve oluşumunu tetikleyen başlıca risk faktörlerini biliyor muyuz? Gelin, hep birlikte bu ikisine şöyle bir göz gezdirelim.
Halk arasında dokunmabana ve incitmebeni olarak da bilinen (evet doğru okudunuz) kanser sözcüğü, Latince yengeç anlamına da gelen cancer’dan gelmektedir. Bu esinlenmenin sebeplerine dair çeşitli rivayetler bulmak mümkün. Bir kaynağa göre yengecin avını kıskaçlarıyla sıkı sıkı tutup bırakmaması (tıpkı hastalığın vücudu kolay kolay terk etmemesi gibi), diğerine göre ise Galen’in zamanında vücudun dış yüzeyindeki bir urun şişkin toplardamarlarını görüp bunları yengecin bacaklarına benzetmesidir. Tevatürler çoğaladursun biz kanserin etimolojik kökeninden uzaklaşıp, etiyolojik ve morfolojik özelliklerini inceleyelim.
Kanser, bilindiği üzere bir doku veya organdaki hücrelerin düzensiz bölünüp çoğalmasıyla meydana gelen kötü huylu tümörlerin genel adıdır. Yani her tümör kanser olmamakla birlikte, her kanser bir tümördür. Bu kötü huylu tümörler vücudun hemen her yerinde gelişebilmekte olup, çevre doku ve organlara yayılmaları ile iyi huylu tümörlerden ayrılırlar. İyi huylu tümörler metastaz adı verilen bu yayılmayı gerçekleştirmedikleri için genellikle tehlikesiz olup, nadiren ölüme yol açarlar.
Kanser, temelde apoptozis adı verilen ve yaşam süresini doldurmuş veya anormalleşmiş hücrelerin önceden programlanmış ölümü olarak bilinen bir mekanizmanın bozulmasından meydana gelir. Hücrenin genetik materyalinin çeşitli etmenlerle (kimyasal maddeler, virüsler, tütün ürünleri veya aşırı güneş ışını) hasar görmesi ile doğal yaşam döngüsü bozulan hücre hızla çoğalmaya ve çevre dokulara yayılmaya,
Dünyamızı kurtarabilmek adına atacağımız en önemli adımlardan biri atık yönetimi konusudur. Atıklarımızı ayırmayı biliyor muyuz?
Dünyada her geçen gün tüketim seviyesi artıyor. Bu tüketim seviyesi artarken, atıkların yönetimine gereken önem verilmiyor ve bu bize felaketlerle dönüyor. Atık yönetimini başarıyla uygulayabilirsek, dünyamızı kurtarabiliriz!
Birleşmiş Milletler’in verdiği bilgiye göre doğada yaklaşık 100 milyon ton atık bulunmakta ve bunun %80-90’ının karasal kaynaklardan gelmekte. Vahşi yaşama dek ulaşan plastik atıkların ekosisteme verdiği zararın büyüklüğünün gözler önüne serilmesi devletleri önlemler almak için bir araya getirdi. Norveç’in öncülüğünde Birleşmiş Milletler’de Basel Sözleşmesi 186 ülke tarafından imzalandı.
Atık yönetimi konusunda hiçbir şey yapmazsak, okyanuslarda canlılardan çok plastik atık olacak.
Yine Birleşmiş Milletler’in verdiği bilgiye göre Dünyada her yıl 62 milyar dolar değerinde 50 milyon ton elektronik atık üretiliyor. Elektronik atıkların geri dönüşüme ulaştırılması ise kağıt, cam, plastik atıklara göre çok daha zor. Daha doğrusu zordu. Çünkü farkındalığın artması ile şimdi elektronik atıkların geri dönüşümünü sağlayan projeler ortaya çıktı:
Toplio.co; Siteden talep bırakıyorsunuz ve verdiğiniz adrese kadar gelip elektronik atığınızı alıyorlar. Puanlama sistemlerine göre anlaşmalı yerlerden indirim kuponları sağlayabiliyorlar. Eğer bağış yapmak isterseniz köy okullarındaki çocukların bilgisayar ve eğitim materyallerinin oluşmasına katkı sağlayabiliyorsunuz. Nakde dönüştürme şansınız da ayrıca mevcut.
TEGV ”Arızalı veya kullanım dışı cep telefonu, bilgisayar, bilgisayar parçaları ve çevre birimleri, elektrikli ev eşyası, adaptör ve kablolarınızı TEGV’e bağışlayarak, çocuklarımızın eğitimine destek olabilirsiniz.” diyerek
Dünyamızı kurtarabilmek adına atacağımız en önemli adımlardan biri atık yönetimi konusudur. Atıklarımızı ayırmayı biliyor muyuz?
Dünyada her geçen gün tüketim seviyesi artıyor. Bu tüketim seviyesi artarken, atıkların yönetimine gereken önem verilmiyor ve bu bize felaketlerle dönüyor. Atık yönetimini başarıyla uygulayabilirsek, dünyamızı kurtarabiliriz!
Birleşmiş Milletler’in verdiği bilgiye göre doğada yaklaşık 100 milyon ton atık bulunmakta ve bunun %80-90’ının karasal kaynaklardan gelmekte. Vahşi yaşama dek ulaşan plastik atıkların ekosisteme verdiği zararın büyüklüğünün gözler önüne serilmesi devletleri önlemler almak için bir araya getirdi. Norveç’in öncülüğünde Birleşmiş Milletler’de Basel Sözleşmesi 186 ülke tarafından imzalandı.
Atık yönetimi konusunda hiçbir şey yapmazsak, okyanuslarda canlılardan çok plastik atık olacak.
Yine Birleşmiş Milletler’in verdiği bilgiye göre Dünyada her yıl 62 milyar dolar değerinde 50 milyon ton elektronik atık üretiliyor. Elektronik atıkların geri dönüşüme ulaştırılması ise kağıt, cam, plastik atıklara göre çok daha zor. Daha doğrusu zordu. Çünkü farkındalığın artması ile şimdi elektronik atıkların geri dönüşümünü sağlayan projeler ortaya çıktı:
Toplio.co; Siteden talep bırakıyorsunuz ve verdiğiniz adrese kadar gelip elektronik atığınızı alıyorlar. Puanlama sistemlerine göre anlaşmalı yerlerden indirim kuponları sağlayabiliyorlar. Eğer bağış yapmak isterseniz köy okullarındaki çocukların bilgisayar ve eğitim materyallerinin oluşmasına katkı sağlayabiliyorsunuz. Nakde dönüştürme şansınız da ayrıca mevcut.
TEGV ”Arızalı veya kullanım dışı cep telefonu, bilgisayar, bilgisayar parçaları ve çevre birimleri, elektrikli ev eşyası, adaptör ve kablolarınızı TEGV’e bağışlayarak, çocuklarımızın eğitimine destek olabilirsiniz.” diyerek