irem

irem
@irembaloglu
"Bazılarının insan düşmanı olması gibi biz de düşünce düşmanı olmayalım çünkü düşüncelerden nefret etmek kadar kötü bir şey olamaz." Sokrates'in Savunması ig: filmvekitapeditoru
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
2004
38 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 18:34
Kadere inanırım. Yaşanan her şeyin tam zamanında olduğuna ve yaşanmayanların da doğru zamanı beklediğine... Bu kitabı alalı neredeyse 3 sene oluyor. Ama bir türlü okumaya fırsat bulamamıştım. Tıpkı 4-5 sene önce aldığım ve çok sevmeme rağmen yarısında bıraktığım Böyle Söyledi Zerdüşt gibi... Belki de bu eseri şimdi okumalıydım; çünkü belki ilk aldığım anda okusam ölümü bu kadar tanımıyor, üzerinde bu kadar düşünmüyor olduğumdan çok bir etkisi olmazdı üzerimde. Bu kadar sorgulamıyor olurdum belki. Ve bitirmemeliydim Zerdüşt'ü, -neredeyse diğer bütün Nietzsche kitaplarını okumuş olmama rağmen- çünkü onu tanımalı, duygularını anlamalıydım. Onun da etten kemikten bir insan olduğunu, sevindiğini, üzüldüğünü, heyecanlandığını görmeliydim. Bu yalnızca felsefesini okumaktan tamamıyla farklı. Sanki artık nefes alıyor tüm kitapları. Yaşıyorlar. Hatta ağlıyorlar sanki. Eğer bu kitabı tek bir Nietzsche sözü ile anlatacak olsaydım, söyle derdim: "Yazgıya da çıkartmak istemiyorum dikenlerimi, bir kirpi değil Zerdüşt."
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
6/10
·512 syf.··
2026 1. kitabı
·
175 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 02:41
Nana... Başından neredeyse son sayfalarına kadar sinirle okuduğum, "ne anlatıyor bu kitap" diye sorguladığım, çoğu kez de vakit kaybı olduğunu düşündüğüm o kitap... Alt sınıflardan gelip güzelliği ve etkileyiciliği sayesinde üst sınıflara yükselen, ama içinde her zaman gizliden gizliye sınıf kini bulunduğundan bulunduğu yeri çözülmesi imkansız karmaşalara sürükleyen, yanında olan her adamı istisnasız bir çöküşe hazırlayan, doymak bilmez savurgan bir kadın: Nana. Ve ona itimat eden, her şeyi gözden çıkarabilecek kadar gözü dönmüş, aşağılamaya ve sömürülmeye alışmış, bir gülüşü bile parayla satın alabilen bir grup erkek. Anlık çıkarların uğruna yıkılan aileler, uzaklaşılan dostlar... Ve sonuna geldiğimizde elimizde bu anlık çıkarlardan hiçbir şey kalmamış oluyor. Bir hiç uğruna her şey yıkılmış, feda edilmiş, lekelenmiş oluyor. Eskisinden iyi olduğunu düşündükleri birkaç dakika uğruna, hayatın geri kalanı eskisinden de beter olmaya başlıyor.
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
10/10
·700 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2025 02:31
Büyük Umutlar... Bu kitabı aldığım dönemde hayata dair büyük umutlara ihtiyacım vardı. Bir nebze benim için bu umutlarımın somutlaşmış hali gibiydi bu kitap. Konusundan bile bihaberdim. Sonrası ise heyecanla okumak oldu bulabildiğim ilk fırsatta. Pip... Bu Pip'in hikâyesi. Çocukluğundan başlıyor kitap. Ve şahit oluyoruz her şeye, Pip'in büyümesine, doğru ve yanlışı ayırt edebilmesine, iyiyi ve kötüyü seçebilmesine... Bunu yapabilmesinin en büyük mimarı ise ablasının eşi Joe oluyor. Pip'in en iyi arkadaşı... Güzel bir çocukluk geçiriyor Pip. Ta ki zor bir hayat geçiren ve güneşe bütün pencerelerini kapatmış olan bir kadının yetiştirdiği, kalbi buz kesmiş Estella ile karşılaşana dek... Pip, Estella yüzünden kaba çizmelerinden, kocaman ellerinden utanıyor ve gelecekte yaşayacaklarının ilk zincirleri böylece atılmış oluyor. İnsan, özünün olduğu yere, büyüdüğü yere geri döndüğünde kaç yaşına gelirse gelsin tekrar çocuk olduğunu fark ettim Büyük Umutlar'da. Joe'yu, onun tertemiz yüreğini tanıdım. Pip'in, her ne yaşarsa yaşasın, içindeki bir yerlerdeki İyi insanı da muhafaza edebilmesinin tek sebebiydi. Çünkü Joe, her daim güneşe pencerelerini açmıştı. Zor bir hayat geçirse bile... Bu yüzden Pip'in yüreği hiçbir zaman buz tutmadı. Yani bazen hayattan darbe aldığımızda güneşe bütün pencereleri kapatınca, hayatın daha sonrasında getirebileceği güzelliklerden de nasibimizi alamıyoruz. Kısacası bu kitap gerçekten çok severek okuduğum, kitaplığımın en nadide üyelerinden biri oldu.
Büyük UmutlarCharles Dickens · Can Yayınları · 201718,5bin okunma
8/10
·532 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
135 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2025 00:38
Bu kitabı bitirmek nasıl hissettirdi diye sorarsanız sanki bir kitabı değil de çıktığım uzun bir yolculuğu bitirmiş gibi hissettirdiğini söylerdim. En başından sonuna kadar... İnsanın hayal gücünün dahi yetmediği bazı şeyler vardır. Oturup derin derin düşünsem bile burada yazılanların birçoğunu asla hayal bile edemezdim. Mükemmel bir bilim kurgu... Ve okurken yalnızca hayal etmiyorsunuz, aynı zamanda yaşıyorsunuz da. Eğer yeterince kitabın içerisine girebilirsiniz Aronnax'ın denizaltının platformuna her çıkışında yüzünü yaladığı serin rüzgarı hisseder, Kaptan Nemo'nun macera dolu tekliflerini her duyduğunda korkuyla karışık bir heyecanla dolar ve merakla onaylar, suların altına gömülmüş olan kayıp şehir Atlantis'e ve ay ışığı vuran yüzeyine ayrılmadan önce son bir kez arkanızı dönüp bakar, Güney Kutbuna gittiğinizde girdiğiniz ayı postuna sıkı sıkı sarılır ve ellerinize ağzınızla nefes vererek ısıtmaya çalıştığınızı hissedersiniz... Kısacası Kaptan Nemo ile vakit geçirmek harikaydı. Sanki onu, onun haklı öfkesini tanıyor gibiydim. Yine de içindeki şefkatle dolu olan tarafı da çok sevdim. Sanki gerçek bir dost gibi, gerçek bir arkadaş gibiydi benim için. Bu Aronnax karakteriyle az buçuk bütünleştiğimi hissetmemden kaynaklı da olabilir tabi. Neticeye gelirsek eğer, bu kitapla bütün Dünya sularını tek seferde kat edebilirsiniz. Sayısız deniz canlısı ile tanışıp Conseil ve Land gibi kusursuz arkadaşlıklara da şahit olabilirsiniz. İyi ki bu yolculuğa çıkmışım.
Denizler Altında Yirmi Bin FersahJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201916,3bin okunma
İvan İlyiç'in Ölümü
8/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2023 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2023 21:31
Ölüm içine girilmediğinde, dışarıdan bakıldığında her zaman yalnızca 4 harfli bir kelimedir insan için. Herhangi bir betimleme, kurulmuş veya kurulabilecek hiçbir empati hissettiremez onu. İvan İlyiç'in ölümü de böyle olmuştu. Toltoy'un tabiriyle "ölenin kendileri değil de başkası olmasından ötürü bir sevinç uyandırmıştı" hatta insanlarda. Bu yüzden aslında okuyucu olarak bizim de bu sevinci duyanlardan birisi olduğumuzu göstermek maksadıyla kitap İvan İlyiç'in ölümünü söylemekle başlıyor. Devamında ise İvan'ın hayatını ele almakta. Ama en dikkat çekici olan kısım onu ölüme doğru yaklaştırmakta olduğu hastalığa yakalandığı kısım. Çünkü hayat yalnızca sizin ellerinizden kayıp giderken yaşamın ötesine dair inançların ötesine geçemeyen bir varsayı ve yok olma düşüncesi okudukça insanı içine doğru çekmeyi başarıyor. Ve sizden başka herkes hayatına devam edebilmekte olup siz acılar çekseniz de onlar gündelik yaşantısını sürdürebiliyor. İvan İlyiç sık sık kendisini ziyarete gelenleri azarlıyordu. Çünkü ondan daha sağlıklı olmaları, hayatlarında hep mutlu olabilmeleri, ölüme ondan daha uzak olmaları ve kendisinin yaşaması gerektiği gibi yaşamadığı düşüncesi karşısında onların önlerinde bunun için yeterli vakitlerinin olmaları onu üzüyordu belli ki. Bu belki bir türlü kıskançlıktı, yaşama dair olan özlemden doğan bir kıskançlık. Bu kitapta yaşamı öğrendim. Sağlığını yitiren ve ölümle pençeleşen insanların ara sıra gösterdikleri huysuz tavırları, aslında yalnıza yaşamı sevmekten ve ölümden korkmalarından doğuyormuş meğerki. Meğerki onları bunlardan ötürü suçlarken, yaşamı sevdiğinden ötürü suçluyormuşuz.
Düşünce
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,1bin okunma